31 Ocak 2008

Patatesli Poğaça

Patatesli Poğaça

KLASİK ANNE POĞAÇASI YENİLENDİ :)
Pazar sabahı, dergileri karıştırırken kahvaltıya tuzlu bişeyler yapmak lazım diye düşündüm, basit ve tuzlu :)
Tam defterimi açıp annemin tarifi ile her zamanki klasik poğaçaları yapmaya karar vermiştim ki, birden iç ses "Dur, Müge" dedi :)
- "Hep, böyle yapıyorsun, saatlerce dergi ve kitap karıştırıp, sonra da çoğu annenin tarifleriyle oluşan defterini açıp, klasik bir kek yada poğaça yapıyorsun, olmazki ! Niye alıyorsun bu dergileri o zaman" İç ses haklıydı. Üstelik annemin tarifi margarin ile yapılıyordu, artık yavaş yavaş tereyağına da geçme zamanı idi.
Ben aslında margarin konusunda da çok önyargılı değilim,
trans yağ içermediği sürece margarin kullanımında bir zarar görmüyorum. ama yinede tereyağ ile yapılan kurabiye ve poğaçalar daha lezzetli olduğu için bazen sadece tereyağ ile, bazende margarin ile karıştırarak kullanıyorum.
Poğaçaların tarifi; Lezzet dergisi Ocak/2008 sayısından. Ben bu güne kadar hiç Lezzet dergisi almamıştım, hep Sofra alırım, ama sanırım bundan sonra Lezzet alacağım çünkü çok beğendim. Sadece yemek tarifleri değil, aynı zamanda sevgili
Tijen'in keyifli yazıları, çeşitli meyveler, sebzeler ve ölçüler, gramajlar hakkında detaylı bilgiler var. Üstelik dergiyi almama sebep olan, "Güzel Şeyler" eki de çok güzel, yıl boyunca almayı düşünüyorum, 12 sayılık seriyi tamamlamak için.
Ben poğaçayı, eşim için her zamanki gibi patatesli yaptım :) siz isterseniz, zeytinli, peynirli, kıymalı vs. gibi çeşitler ile yapabilirsiniz. İlk piştiğinde kıtır kıtır harika oluyor ama sonradanda çok yumuşayıp lezzetini kaybetmiyor. Ben 3 gün boyunca gidip gelip yedim, gayet güzeldi. Sizlerede gönül rahatlığı ile öneririm.

Malzemeler
  • 2,5 Su Bardağı Un
  • 1,5 Çay Bardağı Yoğurt
  • 1 Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 100 Gr. Tereyağ
  • 1 Yumurta
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Tatlı Kaşığı Tuz
  • 1 Tatlı Kaşığı Mahlep (Ben ekledim)

İç Harç için;

  • 2 Orta Boy Patates
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • 1/2 Çay Kaşığı Karabiber
  • 1 Çay Kaşığı Pul biber

Yapılışı

  • Öncelikle tereyağını oda ısısına getirin, yada çok kısık ateşte eritip, ılık hale gelene kadar bekleyin.
  • Yoğurt, zeytinyağ ve yumurta akını çırpma teli ile iyice çırpın. Tereyağınıda ekleyin ve biraz daha çırpın. (Tereyağ kesinlikle sıcak olmamalı, yumurta akını pişirebilir.)
  • Un ve kabartma tozunu azar azar ekleyin ve çok yumuşak bir hamur yoğurun. Üzerini kapatarak 30 dk. dinlendirin.
  • Bu arada patatesleri haşlayın ve rendeleyin, tuz, karabiber ve kırmızı biber ekleyip karıştırın.
  • Hamurdan cevizden biraz irice parçalar koparıp, elinizde açın. Ortasına iç malzemeyi koyarak, kapatın ve yuvarlayın. Yumurta sarısını 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ile ile karıştırıp, inceltin ve poğaçaların üzerine sürün. Çörek otu, susam veya haşhaş tohumu ile süsleyin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, 30-35 dk. rengi turuncuya dönene kadar pişirin.


29 Ocak 2008

Pirinç Unu ile Sütlü Kek

Sütlü Kek

GLUTEN İÇERMEYEN KEK...
Bu güne kadar kaç kez kek yaptığımı doğal olarak hatırlamıyorum:) Ama pirinç unu ile hiç yapmamıştım, hatta pirinç unu görmemiştim bile. Markette bir iki kez gözüme çarpmıştı ama üzerinde bebek resmi olduğu için sadece bebeklerin tükettiği bir gıda sanırdım hep:)
Bu nefis tarif sayesinde tanışmış olduk.
Sevgili Neşe, İsviçre'de yaşayan bir okurum (bu kelimeyi yazmak inanılmaz keyif verdi bana bu arada:) Beni düzenli takip ettiğini, beğendiğini söyleyen ve Alaçatı tatilimiz ile ilgili bazı sorular sorduğu sıcacık maili ile tanıdım kendisini. Kısa kısa güzel sohbetler yaptık, hatta bir gün Alaçatı'da karşılaşmayı bile hayal ettik, kısmet bakalım.

Neşe, her zaman yaptığı ve çok beğenilen bir kek tarifini bana göndermiş, "Senin Sütlü Kek'i okuyunca bu tür kekleri sevdiğini anladım" demiş. Ben de hemen denedim ve sonuçtan çok memnun kaldım. Kek çok lezzetli ve özellikle bir iki gün sonra çok daha güzelleşiyor. Beni en çok mutlu eden yanı ise; Sütlü Kek'e göre çok kaprissiz olması ve sıvı yağ ile yapılması. Sütlü Kek, yazısında da anlattığım gibi sadece margarin ile yapıldığında güzel olan, nişastayı farklı kullandığınızda yada pişmiş göründüğü halde, kürdanı batırdığınız anda ortası çöken, lezzetli ama problemli bir kek:) Neşe'nin keki bu anlamda beni çok mutlu etti. İster pirinç unu ile isterseniz normal unla yapın, her şekilde güzel oluyor. Kek olarak da, pandispanya olarak da ideal. Sadece şeker miktarı bana biraz az geldi, bir dahaki sefer 1,5 bardak şeker kullanmayı yada orjinal hali ile yapıp üzerine çikolata sos dökerek servis yapmayı düşünüyorum.
Tarif için Sevgili Neşe'ye bir kez daha teşekkür ediyorum ve yeni tarifler bekliyorum:)

Malzemeler
  • 250 Gr. (1 Paket) Pirinç Unu
  • 3 Adet Yumurta
  • 1 Su Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Su Bardağı Yoğurt
  • 1 Su Bardağı Toz Şeker
  • 4 Yemek Kaşığı Kakao
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Paket Vanilya

Üzeri için;

  • 1/2 Su Bardağı Soğuk Süt
  • 2 Yemek Kaşığı Hindistan Cevizi

Yapılışı

  • Yumurtaları ve şekeri, krema kıvamına gelinceye kadar çırpın. Yoğurt ve sıvı yağı ekleyerek çırpmaya devam edin.
  • Bir kaba pirinç unu, kakao, kabartma tozu ve vanilyayı birlikte eleyin. Sıvı karışımı da ekleyip, karıştırın.
  • 24 cm'lik kalıbı, yağlayıp unlayın ve kek karışımını dökün. 175 derecede 35-40 dk. pişirin. Batırdığınız kürdan temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.
  • Kek fırından çıkar çıkmaz, sıcak iken üzerine kaşıkla soğuk sütü yedirerek dökün ve hindistan cevizi serpin. En az 1 gün dinlendirip servis yapın.

25 Ocak 2008

Limonlu Haşhaş Tohumlu Kek

Limonlu Haşhaş Tohumlu Kek

ÇAY SAATİ İÇİN ÇOK PRATİK BİR ÖNERİ...
Bu kek ne zamandır denemek için aklımın bir köşesinde olan bir tarifti. Tatlı yerken bile hafif ekşi tatları sevdiğim için, limon kabuğunu bir çok şekilde kullanıyorum. Bazen pasta kremasının içine, bazen krem şantiye, çoğu kek hamurlarında hatta kısır ve salataların içine mutlaka limon kabuğuda rendeliyorum. Limonlu keki sevgili Neslihan'ın ve Cafe Fernando'nun bloglarında gördüğümden beri hep yapacağım diyorum ama bir türlü fırsat olmadı, sonunda geçen akşam, evdeki Söke Un Hazır Kek karışımı ile yapmaya karar verdim. İlk fırsatta Neslihan ve Cenk'in tariflerinide deneyeceğim mutlaka ama şimdilik işin kolayına kaçtım diyebilirim :)
Söke Un karışımlarından Çavdar Unlu Ekmek yazımda bahsetmiştim. Ekmek çeşitlerinin tamamını denedim, gerçekten çok lezzetli. Özellikle yedi tahıllı ekmeği bir harika, uzun zamandır haftada iki kez yapıyorum ve eşimle çok severek tüketiyoruz.
Limonlu Kek karışımıda bence çok başarılı, ben tarifte olmadığı halde içine limon kabuğuda rendeledim ve haşhaş ekledim. Tadı ekşi olur diye korktum ama kesinlikle olmadı, hatta sizede mutlaka eklemenizi öneririm. İçindeki haşhaş tohumları kekin tadını etkilemiyor ama yerken Cenk'in deyimi ile ağzınızda patlıyor ve bu kısım inanılmaz keyifli. Birde kutunun arkasında margarin diyordu, ben sızma zeytinyağ kullandım ve bu şekilde sanki daha yumuşak ve lezzetli oldu. Siz isterseniz margarin yada sıvı yağ ile yapabilirsiniz. Unutmadan söyleyeyim, kutunun içinden tek kullanımlık kek kalıbıda çıkıyor, bu kısımda benim çok hoşuma gitti.

Malzemeler
  • 1 Paket Söke Un Limonlu Kek Karışımı
  • 3 Adet Yumurta
  • 1 Limon Kabuğu Rendesi
  • 1 Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 1/2 Çay Bardağı Süt
  • 1 Yemek Kaşığı Haşhaş Tohumu

Yapılışı

  • Yumurtaları süt ve yağ ile çırpın. Toz karışımı, limon kabuğu rendesini ve haşhaş tohumunu ekleyin.
  • Hamuru kendi kalıbına, kalıbı yağlamadan dökün ve 175 derecede 35-40 dk. batırdığınız kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin.
  • Keki fırına verdikten 20 dk. sonra, fırının içinden tam çıkarmadan bıçakla üzerine bir çizik yapın, hem görüntüsü hoş oluyor hemde içi daha güzel pişiyor.

21 Ocak 2008

Bebek Partisi

Sencer Baby Shower

HOŞGELESİN SENCER PARTİSİ...
Geleneksel Baby Shower partilerimizin ikincisini gerçekleştirdik :) Biricik minik kuşum, bende yeri çok ayrı olan; Yasemin'imin çok yakında aramıza katılacak bebişi için toplandık cumartesi günü. Günün anlam ve önemine uygun olarak anneye moral olması açısından bol bol gülüp eğlendik. Tabi söz konusu anne Yasemin olunca bizim ekstra bir şey yapmamıza gerek kalmıyor, Yasemin konuşuyor biz gülüyoruz :) Kim kime moral veriyor belli değil. Ekipte başka hamile kalmadığı için bir sonraki bebek partisi kim için yapılacak kısmı belirsiz, bu nedenle biz şimdiden "Aaa, bu pasta çok güzelmiş, Can'a ilk yaşgününde yapabiliriz" yada "Doğum yaptığında şu kurabiyelerden yaparız" gibi cümleler kuruyoruz. Pınar için yaptığımız, Bebek Partisi'ne göre bir hayli fire verdik bu sefer :( Katılamayan herkesin ayrı ayrı çok geçerli nedenleri vardı ve eminim kalpleri bizimleydi. Yasemin'in bebek partisi ile, sanırım dünyada ! bir ilki gerçekleştirdik :) Eşli bebek partisi ! Benim, Yasemin'in ve Pınar'ın da eşi vardı. Selen'in eşi hafta sonu çalıştığı için yoktu. Genellikle buluşmalarda eşime ait olan fotoğraf çekme işi bu sefer Pınar ve eşi Armağan yaptı sağolsun. Böylelikle hem Pınar hemde ben, onların objektifinden çıkan güzel fotoğraflar ile süslemiş olduk yazılarımızı...

Gelelim, güzel günümüzün birbirinden güzel yiyeceklerini anlatmaya;



Ev sahibemiz Yasemin şekerim'in ilk kez yaptığı (inanmadığımız için defalarca sorduk ama her seferinde evet dedi:) Kısır ve her seferinde mükemmel şekilde yaptığı Çaylı Kek.



Yasemin küçük bir araştırma yaparak, anne adaylarının kendi bebek partisinde, hiç bir hazırlık yapmadıklarını, hatta evde yorulmasın diye partinin annenin evinde bile yapılmadığını öğrenmiş. Ama bunu öğrendiğinde artık çok geçmiş, çoktan dört çeşit hazırlamış bile :) Bon Bon Kurabiye ve Rokoko. Bu bilgi bundan sonraki ilk bebek partisindeki ev sahibinin çok işine yarayacak:)

Bu nefis lezzet de tazecik annemiz Pınar'dan. Tekrar çalışmaya da başlamış olmasına rağmen, yinede zaman bulmuş ve bu keki yapmış. Tarifi kendi sayfasında...

Günümüze bende de bazı katkılar oldu. Sağolsun kayınvalidem sayesinde her zaman buzluğumda bulunan; İçli Köfte ve Etli Yaprak Sarması, özel istek üzerine soframızda yer aldılar.

Pınar'cığım, özellikle istediği için yaptığım Portakallı Turta. Kendilerini ziyarete gittiğimizde Böğürtlen Reçelli Turta yapıp götürmüştüm ve çok beğenmişti. Bende aynı hamur malzemesi ile bu sefer portakal marmeladı kullanarak yaptım. Birde Kırmızı Biber Sarması yaptım ama bu sefer biraz tembellik ettim, biberleri evde közlemek yerine hazır konserve biber aldım. Lezzet olarak yine güzel oldu ama boyutları çok küçük olduğu için sararken çok zorlandım. Sizlere de tavsiyem, mümkün olduğu kadar uzun ve iri biberler seçerek, kendiniz közleyerek yapmanız olur.

Bahane ne olursa olsun her zamanki gibi biraraya gelmek çok ama çok keyifli idi. Birbirinden nefis yiyecekler, harika sohbet, kahkahalar çok çok güzeldi. Minik kuşum inşallah bir avazda doğumunu yapar ve bebişini kucağına alırsın, bende sevmeye gelirim. Heyecanla bekliyorum.

17 Ocak 2008

Menemen

Menemen

HEM KAHVALTI HEM ANA YEMEK :)
Menemen benim en sevdiğim yiyecekler arasında yer alıyor.
Yazın mümkün olduğunca yemeye çalışırım, hatta sevgili kayınvalidem yazın domates ve biberleri doğrayarak, buzlukta saklar. Ne zaman canımız isterse taze taze yaz domates ve biberleri ile menemen yapabilelim diye.
Annemin yöntemi ise çok daha pratiktir. Domates ve biberleri pişirip, soğuduktan sonra buzdolabı poşetine koyar, hem buzlukta daha az yer kaplasın hemde çözülmesi kolay olsun diye yassı bir şekilde saklar.
Bu şekilde benim çok daha işime geliyor, çünkü sahanda yumurta yapma süresinde menemen yemiş oluyorum :)
Her iki saklama şeklini ve ne kadar basitde olsa menemen yapılışını bilmeyenler de olabilir düşüncesi ile paylaşmak istedim.

Malzemeler (2 kişilik)

  • 1 Adet Domates
  • 2 Adet Sivri Biber
  • 3 Adet Yumurta
  • 2-3 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ

Yapılışı

  • Sivri biberleri çekirdeklerini ayıklayıp, ince ince doğrayın. Sıvı yağ ile 1-2 dk. orta ateşte kavurun. Biberleri çok öldürmeyin, hafif diri daha güzel oluyor.
  • Kabuklarını soyup, doğradığınız domatesleri ekleyin ve domatesin çiğ tadı gidene kadar 3-4 dk. daha kavurun ve karışımın üzerine yumurtaları kırın.
  • Yumurtaları bütün halde yemekten hoşlanıyorsanız, tavanın üzerine bir kapak kapatarak, yumurtanın şeffaf olan akları beyazlaşana kadar pişirin. Menemeni karıştırılmış şekilde seviyorsanız, yumurtaları kırdıktan sonra hafifçe karıştırın ve aralıklar ile karıştırarak pişirin.

Menemen

14 Ocak 2008

Kahvaltı Sofrası

Pazar Kahvaltısı

PAZAR KAHVALTISI...
Bu cümleyi daha öncede defalarca söyledim biliyorum ama bir kez daha söyleyeceğim.
Blogları gezerken en çok sofra görüntüleri görmeyi seviyorum, özelliklede kahvaltı sofralarını... Çünkü kendimi bildim bileli yemek hazırlamaktan değil, kahvaltı ve beş çayı sofraları hazırlamaktan çok hoşlanırım.
Komşu blogları gezerken, sofraları dikkatlice inceler, hatta fotoğrafı büyütüp her detayı aklıma yazmaya çalışırım, özellikle Portakal Ağacı'nın sofra görüntülerine bayılırım.
Bu konuda bilgisayarımda -değişik fikirler- diye bir klasör bile oluşturdum:) Beğendiğim görüntüleri kaydediyorum. Bu görüntüler sayesinde evlerimizde her zaman hazırlanan sıradan yiyecekleri bile farklı sunumlar ile sunmak mümkün oluyor.
Bende benim gibi düşünenler mutlaka vardır diye, genellikle kahvaltı sofralarımızı sizlerle paylaşıyorum.
Bu sofrayı pazar günü bize kahvaltıya gelen arkadaşlarımız için hazırladım. Kahvaltı hazırlamak her ne kadar oyuncaklı bir iş olsada ben hiç yorulmadan ve çok zevk alarak hazırlıyorum.

Pazar Kahvaltısı

Soframızdakiler;
  • Klasik kahvaltı çeşitleri
  • Portakal Reçelli Turta
  • Çaylı Kek (Muffin şeklinde)
  • 7 Tahıllı ve Geleneksel Beyaz Ekmek (Söke Un Karışımları ile)
  • Kaşarlı-Sucuklu Milföy
  • (Milföy hamurlarını fırında sade olarak pişirdim. Sonra üzerlerine, bir dilim kaşar ve sucuk koyarak, kaşar eriyene kadar fırının ızgara kısmına koydum.)
  • Salamlı-Kaşarlı ve Paprika'lı Kanapeler
  • (Kanapelerin üzerine ise sadece paprika sosu sürdüm, aslında kendim çemen hazırlamak istedim ama yetiştiremedim. Salamlı - kaşarlı kanapeyi yaparkende kaymaması için ekmeğin üzerine ince bir tabaka mayonez sürdüm.)
  • Patates Topları

Portakallı Turta

PORTAKALLI TURTA
Daha önce bir kaç kez böğürtlen reçeli ile yaptığım ve çok beğenilen turtayı bu kez portakal reçeli ile yaptım. Temel tarif burada, siz istediğiniz çeşit reçel ile yapabilirsiniz ama portakal yada vişne, böğürtlen gibi biraz ekşi ve baskın aroması olan reçeller ile yapmanızı öneririm. Örneğin ayva reçeli ile çok iyi olmuyor.

Patates Topları

PATATES TOPLARI...
Bu patates toplarını ne zamandır denemek istiyordum, pazar günü herhangi bir tarife yada ölçüye bakmadan, göz kararı ile yaptım. Çok da güzel oldu.

Malzemeler

  • 2 Adet (iri) Patates
  • 1 Yemek Kaşığı Krem Peynir
  • 2 Yemek Kaşığı (rendelenmiş) Kaşar
  • Tuz

Yapılışı

  • Patatesleri haşlayın, irice 3-4 parçaya bölüp, peynirler ile birlikte iyice ezin.
  • Patatesin sıcaklığı ile peynirler eriyor ve nefis bir patates püresi haline geliyor. Karışım soğuyunca, elinizi hafifçe ıslatarak, yuvarlaklar yapın ve kırmızı biber, maydanoz, havuç veya çörek otuna bulayıp servis yapın.

11 Ocak 2008

Yoğurt Çorbası

Yoğurt Çorbası

ÇOK PRATİK ve ÇOK LEZZETLİ BİR ÇORBA...
Kış geldiğinde sofralarımızın baş tacı çorbalar oluyor öyle değilmi? Aklınıza gelebilecek tüm sebzeler ile yapılan, hem pratik hemde doyurucu bir yemek çorba. Hasta iken ilk aklımıza gelen, yemek menülerinde ilk karar verdiğimiz çeşit olur hep.
Bayramda Filiz yengeler'e gittiğimizde, onun blogum için Keşkek yaptığından bahsetmiştim, bir de nefis bir çorba yapmıştıki ben dolu dolu iki tabak içtim ve hemen sizlerle paylaşmak için tarifini aldım.
Filiz yenge çorbayı sade olarak sunmuştu, ben üzerine kızarmış kıtır ekmek ve birer tutam kırmızı biber ve nane attığım kızgın zeytinyağ gezdirdim. Her iki şekilde de nefis oluyor.

Malzemeler
  • 6 Su Bardağı Tavuk Suyu veya Et Suyu
  • 4 Su Bardağı Yoğurt
  • 4 Yemek Kaşığı Un
  • 1 Yumurta
Yapılışı
  • Öncelikle haşlamış olduğunuz et yada tavukları ayrı bir tabağa alın. Haşlama suyunuz önceden yapılmış ve soğuk ise kaynatın.
  • Ayrı bir kapta yoğurt, un ve yumurta'yı blender yardımı ile karıştırıp, pürüzsüz bir kıvama getirin.
  • Kaynayan et suyundan bir bardak kadar alın, karışıma ekleyin ve çırpma teli ile çırpın. Kaynamakta olan et suyuna karışımı azar azar yedirin (Bu işlemi yaparak, yoğurdun kesilmesini önlemiş oluyoruz.) ve kısık ateşte 20 dk. kadar karıştırarak pişirin.

07 Ocak 2008

Keşkek

Keşkek

FARKLI BİR PİLAV DENEMEK İSTEYENLER İÇİN...
Uzun zamandır blogumun
Yöresel Lezzetler bölümünü güncelleyemiyordum. Oysa yaklaşık bir yıl önce ilk blog yapma fikri ailenin hünerli bayanlarının, nefis yöresel lezzetlerini hem kalıcı hale getirmek, hemde sizlerle paylaşmak için oluşmuştu. Zaman içinde benim pasta ve kurabiye yapma merakım nedeniyle blog daha çok bu konuda ağırlık kazansa da Kilis mutfağınıda ihmal etmek istemiyorum açıkçası. Bayramın son günü Filiz yengeler'de Burak'ın doğum gününü kutlamak için toplandık.
Ben hemen pasta yapma görevini üstlendim, Filiz yenge'ye de "Sende yöresel bir şeyler yap, ihmal ettiniz ne zamandır bölümünüzü:)" dedim.
Sağolsun keşkek yapmış, birde tavuk suyuna terbiyeli bir çorba yapmışki, nefis bir lezzeti vardı. Her ikisinide sizlerle paylaşacağım, öncelikle kiminin damak zevkine uymayan, kiminin ise bayıla bayıla yediği keşkek ile başlayalım.

Malzemeler
  • 1,5 Su Bardağı Aşurelik Buğday
  • 1 Su Bardağı Haşlanmış Nohut
  • 1/2 Tavuk Göğsü
  • 1/2 Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 1 Yemek Kaşığı Domates Salçası
  • 1 Tatlı Kaşığı Biber Salçası
  • 2 Çay Kaşığı Kimyon
  • Tuz, Karabiber, Kırmızıbiber

Yapılışı

  • Öncelikle nohut ve buğdayı ayrı ayrı kaplarda akşamdan ılık suda ıslatın ve bir gece bekletin.
  • Bir tencereye tavuğu ve suyunu süzdüğünüz nohutu koyun ve üzerini iki parmak geçecek kadar su ekleyip haşlayın. (Düdüklü tencerede yapıyorsanız, nohut fazla su çekmeyeceği için bu ölçü ideal, normal tencerede haşlayacaksanız, arada kontrol ederek, su azaldıkça aynı oranda kaynar su ekleyin)
  • Nohut ve tavuk pişince altını kapatın. Tavuğu ayrı bir tabağa alarak ince ince didikleyin.
  • Tavuk suyuna buğdayı, salçaları, baharatları ekleyin ve kısık ateşte buğdaylar yumuşayıncaya kadar pişirin.
  • Buğdaylar pişince, ocağın altını kapatın. Nohutu ve bir tavada kızdırdığınız zeytinyağını ekleyin, çok az karıştırıp demlenmeye bırakın.
  • Didiklemiş olduğunuz tavukları, bir miktar zeytinyağ ile bir tavada kavurun ve servis yaparken pilavın üzerine serpin.

03 Ocak 2008

Alaçatı Tatili

Alaçatı Yılbaşı - 2007

HOŞGELDİN 2008 :)
Yazıyı yazmaya başladığımda ilk aklıma gelen çok uzun zamandır sadece yemek tarifleri yayınladığım oldu. Yaz tatilinden bu güne hiç gezi yazısı yazmamışım, bu da demek oluyorki uzun zamandır bir yerlere gitmemişiz :(
Bayramdan önceki hafta, günü birlik bir Abant gezimiz var ama o da yazı haline gelmemiş, sadece sitenin kış imajı adına bir banner olarak hizmet vermiş bize:) Son zamanlarda en çok evde olmayı, dostlarımızı, akrabalarımızı ağırlamayı, yeni tarifler denemeyi ve tattırmayı sever oldum.
Yılbaşı akşamı içinde buna benzer planlarım vardı, eşimin doğum gününde hayallerimdeki sofrayı kuramadığım için, açığı kapatmak istiyordum biraz:) Arkadaşlarımızı çağırıp bol bol yiyip içip oyun oynayacağımız bir gece düşüncesi içindeydim. Ama yılbaşına bir kaç gün kala bu düşüncemi açtığımda, başta eşim olmak üzere, herkes "yeter artık hep ev hep ev, hemde sen çok yorgunsun, dinlenmen lazım" dedi. "E, bir yerlere gidelim o zaman" denildi. Yarım gün kadar beyin fırtınası yapıldı ve sonunda gidilecek yer belirlendi; Rüya Balayı mekanı ve bence yurdumun en gidilesi yeri Lale Lodge.

Alaçatı Yılbaşı - 2007

-"Bu mevsimde ne işiniz var Alaçatıda?
-"Ay, donacaksınız, deniz yok, bişey yok sıkıcı olmazmı?
-"Bari kar olan bir yere gidinde, kış tatilinin bir anlamı olsun" şeklinde ki uyarılara rağmen, biz Alaçatı ya gittik. Ve inanılmaz mutlu, huzurlu, dinlenmiş sanki aylardır tatil yapıyormuş da artık sıkılıp dönmüşcesine bir ruh hali ile döndük.
Lale Lodge insanda, sanki uzak bir yerde yaşayan akrabalarınızı ziyarete gitmişsiniz, size evlerinin en güzel odasını vermişler, elinizi sıcak sudan soğuk suya sokturmamışlar gibi bir his yaratıyor. Kelimenin tam anlamı ile ev sıcaklığında ama çok konforlu bir tatil yaşıyorsunuz.
Alaçatı ise zaten mevsimsiz bir yer, her mevsimde her haliyle bir başka güzel. Ben açıkçası bu mevsimde daha bir keyif aldım, yazın ister istemez bir yorgunluk oluyor, plaja git, bütün gün denize gir, gel, duş al, yemeğe çık. Ne kadar keyifli şeyler de olsa yinede bir yorgunluk oluyor. Ama bu mevsimde deyim yerinde ise hücrelerime kadar dinlendim. Uzun uzun şölen gibi kahvaltılar yaptık, arkasından şömine ve gazete keyfi... Sahilde ve Alaçatı sokaklarında yürüyüşler yaptık, fotoğraflar çektik.

Alaçatı Yılbaşı - 2007

Akşamları Hakan bey, kızı Aleyna ve diğer konuklar ile birlikte dvd keyfi yaptık, Uno oynadık. Aleyna İtalyada yaşıyor ve hiç Türkçe bilmiyor ama biz onunla dostluğun dili olan tarzanca ile anlaştık:) Bir İtalyan oyunu olan Uno'yu bildiği için bizimle birlikte o da oynadı ve hem o hemde biz çok keyif aldık, bu güne kadar tanıdığım en kibar, en tatlı ve en zengin gönüllü çocuk Aleyna. İnanılmaz paylaşımcı ve sevgi dolu. Birlikte kurabiye yaptık, oyunlar oynadık ve hatta elli kollu sohbet ettik:)

Alaçatı Yılbaşı - 2007

Hakan bey'in annesi Belkıs Abla ve babası Muhittin Bey, bizlere inanılmaz güzel bir yılbaşı hazırladılar, az önce dediğim gibi evlerine gelen misafirlere hazırlanır gibi heyecanla ve severek yaptılar her şeyi. Belkıs abla (teyze demeye dilim varmıyor:) tam on iki çeşit meze, tavuklu börek ve arnavut ciğeri yapmıştı.

Çeşme Yılbaşı - 2007
Çeşme Yılbaşı - 2007
İlk fotoğraf; turp otu filizi, çiğken görüntüsü rokayı andırıyor. Kaynar suda haşlayıp, üzerine zeytinyağ, limon, sarımsak ekleniyor. Çok farklı, ekşimsi ve hafif pütürlü bir tadı var. İkinci fotoğraf ise Brokoli Salatası.
Çelme Yılbaşı - 2007

Çeşme Yılbaşı - 2007

Zeytinyağlı barbunya, yoğurtlu havuç salatası ve benim annemin yaptığı şekilde olduğu için çok sevdiğim :), bol bol yediğim nefis mücver.

Alaçatı Yılbaşı - 2007

Çeşitlerin hepsi birbirinden güzeldi ama patates salatası gerçekten çok farklı ve özeldi. Yoğurtlu, mayonezli olduğunu tahmin ettiğim bir sosu ve içinde karidesler vardı. (Hemen ertesi gün yola çıktığımız için, tarifini istemeyi unuttum, ama süper bir lezzetti.)

Çeşme Yılbaşı - 2007

Çeşme Yılbaşı - 2007

Zeytinyağlı biber dolması; fotoğrafta sanki normal boyutlarda gibi çıkmış ama aslında ceviz büyüklüğünde idiler :) Görüntüleri çok şirin, tadı ise nefisti.

Alaçatı Yılbaşı - 2007

Muhittin bey de kendi elleriyle levrek pişirdi şömine de. Nasıl bir hokus pokus yaptı ise bir gram koku olmadı salonda. Gecenin ilerleyen saatlerinde oynamaktan bir miktar yer açılan mideme işkembe çorbası ile müthiş bir final de yaptırdım ve bir kez daha yeme kapasiteme herkesi hayran bıraktırdım:) İşkembe çorbası o kadar güzeldiki, gelirken yanımda bir kavanoz getirdim ve şu anda yazıyı yazarken bir yandan içiyorum ve hala oradaymış gibi hissediyorum:)

Alaçatı Yılbaşı - 2007

Tatlı Büfesi için; Belkıs abla, fırında kabak tatlısı ve damla sakızlı muhallebi yapmıştı. Bende pasta ve süslü kurabiyeler yaptım. Çok cici bir tatlı menumuz oldu.

Alaçatı Yılbaşı - 2007

Yılbaşı gecesi için benim hazırladığım pasta. Her zaman yaptığım ve çok sevdiğim Çikolatalı Pasta'nın pandispanyası ile yaptım, arasına da hazır pasta kreması ve irice parçaladığım bitter çikolata koydum. Kendi mutfağım olmadığı için bazı zorluklar yaşadım ama yinede güzel bir pasta oldu. Pastadan bahsetmişken Sevgi'den bahsetmemek olmaz:) Sevgi için otelin bel kemiği, temel direği diyebiliriz. Bütün oteli sanki kendi eviymiş gibi çekip çeviriyor, herşeye koştuğu yetmiyormuş gibi birde kahvaltı için nefis reçeller yapıyor, hele vişne reçeli ahhh ahh:)

Pastayı yaparken, bazı aksilikler oldu, keki 2 ölçü hazırladığım için fırının içine taştı mesela:( ama bir yardımcı ile birlikte pasta yapmak ne kolaymış, ben yumurtaları çırpıyorum, arkamı dönüyorum, çikolatalar eritilmiş, bir bakıyorum un, kakao vs. karıştırılmış kabın içinde bekliyor:) Fırına taşan kek hoop temizlenmiş. Sevgicim, burdan bir kez daha hakkını helal et diyorum, güya ben pasta yaptım ama asıl sen yoruldun.

Aslında amacım tatil yazısı yazmak değildi, bir yemek blogum olması ve komşu blogları gezerken tatil yazılarında bile en çok yemek ve sofra fotoğrafları görmekten hoşlandığım için, "gezdiğin gördüğün senin olsun, yediğini içtiğini anlat" :) mantığı ile sadece yılbaşı gecesi için Belkıs ablanın hazırladığı muhteşem yiyeceklerden bahsetmekti niyetim ama işte oturunca klavyenin başına yazdıkça yazasım geldi:) Kısacası bu tatil, çok ama çok dinlendiğim, eğlendiğim yeni dostluklar edindiğim nefis bir tatil oldu. Ayrılırken hepimiz çok zorlandık, hele Belkıs abla'nın bizi kapıya kadar yolcu edip, arkamızdan ağlaması hepimizi çok duygulandırdı. Ahmed'in söylediği gibi, normalde bir otelden ayrılırken, "Mini bar'dan içtiğiniz bir suyunuz vardı, onuda ekleyelim" cümlesi ile gönderilmeye ! alışkın olduğumuzdan bu uğurlanma bize çok anlamlı geldi.

Her şey çok güzeldi çok, iyiki bir günlüğüm var, böylelikle hem anılarımı ölümsüzleştirip, hemde sizlerle paylaşıyorum. Bu yazı ile; 2008'in hepimiz için çok sağlıklı ve huzurlu bir yıl olmasını diliyorum...

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin