03 Nisan 2014

Lohusa Şerbeti

mevlud-13

MODASI GEÇMEYEN BİR KLASİK...
Evet, arayı çok açmadan lohusa şerbeti tarifini de veriyorum, benden mutlusu yok.:)
Lohusa şerbeti, bildiğiniz üzere yeni doğum yapılmış evden neredeyse kırk gün eksik edilmeyen, gelen misafirlere ikram edilen ve anneye süt yaptığına inanıldığı için içirilen bir lezzet.
Bir önceki yazımda da söylediğim gibi, günümüzde artık yenen yiyeceklerden çok, moral-uyku-su üçlemesinin bol süt yaptığı, süt yapsın diye yenen tatlıların, yemeklerinde bolca kilo yaptığı kanıtlanmış bir gerçek. :)
Gerçi eskilerin lohusaya sürekli tatlı yedirmeye çalışmasının altında da susamasını sağlamak olduğunu düşünüyorum. Yani büyükler ne eylerse doğru eyler. :)
Ben bu gerçeği bildiğim halde açıkçası hiç diyet yapmadım, lohusa dönemimde kim ne için süt yapıyor dese soframdan eksik etmedim, dereotu, kimyon, tarçın, lohusa şerbeti ve özellikle tahin helvası bol bol ve düzenli tükettim. Kilo yaptı mı, evet :( ama pişman değilim.
Kilo dediğin nedir, zamanı gelince azıcık tutarız çenemizi, biter, gider, değil mi ama? :)

Lohusa şerbeti açıkçası bugüne kadar çok mesafeli olduğum bir lezzetti. Yılar önce bir yerlerde içmiş ve hoşlanmamıştım, sonrasında bebek görmeye gittiğim evlerde, tadına bile bakmadan, "hayır, teşekkürler, istemiyorum" dediğim bir içecekti...
Hatta hastane odası hazırlıklarını yaparken, pembe mavi şekerler; "lohusa şerbeti ikram edecek misin?" diye sorduklarında, kesin bir dille hayır demiştim.
Nesli'cim de bana; "o kadar kesin hayır deme, tariften tarife değişir, mesela benim hastane odam için hazırladığımdan herkes ikinci kadehi istemişti" demişti. Çok da haklıymış.

Benim lohusa şerbeti ile ilgili tüm ön yargılarım doğum yaptığım canım hastanem Asm'de değişti.:)
Hastanede gelen konuklarımıza ikram etmek üzere her gün, lohusa şerbeti, kayısı kompostosu ve minik kurabiye ve pastalar masamızdan hiç eksik olmadı.
Lohusa şerbetini ise bir kez tattıktan sonra, neredeyse hep ben içtim misafirlere önceden hazırladığımız limonataları ikram ettik. :)
Meğer lohusa şerbeti hakkını vererek yapılırsa ne güzel bir şeymiş. :)
O telaşe ile hastanede ve ayrılırken bir şekilde tarifini almak, istemek unutuldu gitti. İş başa düştü. :)
Annemle bir kimyager edasında çalıştık yine. İnternetten, kitaplardan, komşulardan tarif topladık. Bir iki deneme yaptık ve sonunda tam da hastanenin lezzetini yakaladık.
Çok içimize sindi, ve ikram ettiğimiz yaklaşık otuz beş kişiden de tam not aldı, yani sizlerle paylaşılmayı hak etti.

Benim sevdiğim şekli, karanfilin ve tarçının ama özellikle karanfilin çok yoğun hissedildiği hali. Bunun için her denemede karanfil miktarını biraz arttırdık. Hatta tüm tariflerde karanfil, tarçın gibi malzemeleri tülbent ile içine bırakın deniyor, ben tülbenti de devreden çıkarıp direk içine ekledim hepsini. Sanki daha güzel bir özleşti.
Sonradan tel süzgeç ile süzerek sürahiye almak çok kolay.
Suyunu azar azar eklemenizi ve kendi damak tadınıza göre ayarlamanızı tavsiye ederim. Gerçi adı üstünde şerbet ama çok tatlı sevmiyorsanız pişirirken suyunu çoğaltabilirsiniz.
Yalnız tüm tatlıların pişerken tattığınızda çok tatlı olup, sonrasında soğuyunca tadının azaldığını unutmayın.
O nedenle ateşin üstünde iken abartıp suyunu fazla kaçırmayın. Gerekirse sonradan soğuk su ile açabilirsiniz.
Son olarak lohusa şekerini mümkün olduğunca kaliteli bir yerden alın, çünkü ana malzemesi o ve inanın tüm tadı belirleyen de o. :)
Servis ederken, kadehlerin üzerine kavrulmuş ve çok ince çekilmiş fındık ekledik. Bu şekilde lezzetini katlıyor diyebilirim. Fındık yerine elbette badem de olur ama bence kavrulmuş fındık süperdi.:)

İnşallah bu yazıyı okuyan ve bebek özlemi çeken tüm hanımların bir an önce bebişleri olsun, buradaki tarifle de şerbetleri pişsin diyorum canı gönülden...
Amin!...

Malzemeler (5 Litre için)
  • 1/2 (yarım kg) Lohusa Şekeri (Kızamık Şekeri)
  • 3 Su Bardağı Toz Şeker
  • 20 Su Bardağı (250 ml.lik bardak ile) Su
  • 4 Adet Çubuk Tarçın
  • 20-25 Adet Karanfil
  • 2 Adet Muskat
Yapılışı
  • Kızamık şekerini, şekeri ve 15 bardak suyu kaynayana kadar orta ateşte, kaynadıktan sonra 25 dk. kısık ateşte kaynatın. 
  • Diğer malzemeleri (tarçın, karanfil ve muskat) ekleyin ve kısık ateşte 25-30 dk. daha kaynatın.
  • Bu aşamada tadını sürekli kontrol ederek, su miktarını damak zevkinize göre arttırın. Bizim şerbetimize 20 bardak su tam geldi.
  • Şerbet soğuyunca süzerek ağzı kapalı bir şişeye alın ve ister sıcak ister soğuk servis edin.
  • Buzdolabında haftalarca taze şekilde kalabilir.

mevlud-11

29 Mart 2014

Minik Sinan'ın Kırk Mevlüdü

mevlud-5

SİNAN JR. SAYESİNDE BİR GÜZEL GÜN DAHA...
Her ne kadar kırk mevlüdünü 65 günlükken yapmış olsak da, günümüzün adı kırk mevlüdü.:)
Evet, Rabbime şükürler olsun ki, Baby Shower Parti'm, Hastane Odası Hazırlıkları derken Kırk Mevlüdümüzü de sizlerle paylaşmak nasip oldu.
İnşallah daha uzun yıllar böyle güzel paylaşımlar yapmak nasip olur diyeyim.
Kırk mevlüdünü özellikle birazcık büyüyünce, deyim yerinde ise ele avuca gelince yapmak istedim. :)
Bir diğer neden de Almanya'da yaşayan anneannemin de bulunmasını çok istememdi ama o sağlık sorunları nedeniyle maalesef gelemedi :(
Kırk mevlüdümüzün hazırlıklarını; minik Sinan'ın izin verdiği saatlerde yani geceleri sabahlayarak yaptık. Özellikle son hafta epeyce yorulduk ama değdi, ayrılırken tüm misafirlerin güzel sözler ile mutlu mutlu ayrılması tüm yorgunluğumuzu aldı.

Kırk Mevlüdünü akraba sayımız epey fazla olduğu için sadece akrabalar ile gerçekleştirdik. Arkadaşlarımı çağıramadım :) Onlara; "bu annelerin, onların hevesi, biz shower, diş buğdayı gibi partilerde bir arada olacağız" dedim. :)
Kırk mevlüdü hakikaten büyüklere daha çok hitap eden, onları çok mutlu eden bir organizasyon. En azından benim annem için öyle, daha ortada bebeğin esamesi bile yokken, annem; "işte, kırk mevlüdünde şunu yaparız, bunu giydiririz, şurayı şöyle süsleriz" gibi hayaller kuruyordu.
Çok şükür ki her şey, onunda gönlüne göre oldu, bu da benim için ayrıca önemli.
Düzenli takipçilerim bilirler benim anneme olan düşkünlüğüm çok bir başka, biraz abartılıdır hatta. :)

mevlud-1

Gelelim hazırlıklara; yıllardır her soframda, her davetimde olduğu gibi (üstelik bu kez çok kalabalık olmamıza rağmen) aşırıya kaçmadım.
Ne süslerde, ne de ikramlarda. Sade ama yeterli idi her şey.
Hediyelikleri konsola, yemek sonrası çay ile yenecek ikramlıkları da salon sehpasına hazırladım.
Klasik mevlüt menusu olan; Tavuk & Pirinç Pilavı bizimde ana yemeğimizi oluşturdu.
Yanında da blogumda da tarifi olan Nagehan Yengenin enfes Ev Baklavası...
Tavuğu bu çorbadaki tarifte olduğu gibi lezzet verecek çeşniler ile hazırladık.
Pilavı da yine blogumdaki temel tarif ile...

  mevlud-6

mevlud-3

Su şişelerini özellikle bol hazırladım. Bittikçe mutfaktan konsola ilave yaptık.
Bu tarz kalabalık misafir ağırlamada, su konusu biraz karmaşık gelir bana. Bardaklar karışır, mutfak sürekli boş bardaklar ile dolar, bardaklar makine de ise yıkama krizi yaşanır vs vs. :)
Ben bunun önüne geçmek istediğim için, şişe yöntemini uyguladım, şişelerin arkasına herkes kendi adını yazdı ve tüm gün boyunca, "benim suyum nerede?", "bu senin suyun muydu benim mi?" gibi karışıklıklar olmadı :)

mevlud-7

mevlud-8

Ayranları da kapalı klasik ayran kutusu ile servis etmek istemedim. Su şişelerinde olduğu gibi kendi markamız ile olsun istedim. Aslında ilk aklıma gelen; cam şişelerde ayranları etiketlemekti ama sonradan aklıma bu köpük bardak fikri geldi ve bence daha cici oldu.
Bu arada tahmin ettiğiniz üzere, her organizasyonumda olduğu gibi bu kez de Pembe Mavi Şekerler'in desteğini aldım. Hastane temamız olan aslanı kullanarak, çok cici etiketler hazırladılar benim için. :)

mevlud-2

mevlud-4

Bu cicilerde kelimenin tam anlamı ile mevlüdümüzün assolisti en flaş ismi oldular.
Mis kokulu sabunları; canım kardeşim Şeyma Kan Bildik / İpek Butik Pasta hazırladı.
Hep söylüyorum ben çok ama çok şanslı bir insanım diye. Blog yazmaya başladığım günden beri öyle güzel dostlar biriktirdim ki anlatamam. Türkiye'nin hatta dünyanın her yerinden konuştuğum, yazıştığım oralara yolum düşse kapısını çalıp, çayını içeceğim sayısız dostum var.
Kurs vermeye başladıktan sonra, bu dostların bazıları ile tanışma şansımda oldu. İşte Şeyma kardeşim de bunlardan biri.
Te Adana'dan kalkıp, pasta ve kurabiye kursuma gelmişti ve o günden beri de kendisi ile sımsıcak bir ilişkimiz var. Sinan daha doğmadan; "ablacım sabunları benden" demişti.
Bende "o zaman kırk mevlüdüne isterim, o güne sabun ikram etmeye çok heves ediyorum" demiştim.
Sağ olsun bir kelimem ile bu şahane sabunları hazırladı ve dediğim gibi günümüzün yıldızı oldular. :)

mevlud-9

mevlud-10

Kırk mevlüdü dediğin şekersiz olmaz değil mi? :) Önce her mevlüdün klasiği olan külahlardan alıp, içlerini doldurmayı ve etiketlemeyi düşündüm.
Sonra farklı ne yapabilirim diye düşünürken aklıma bu şekilde draje paketleri hazırlamak geldi.
Karışık lezzetlerde drajeleri ve lokumları, minik poşetlere koyarak süsledik.
Bence çok da cici oldu :)

mevlud-12

Ve yine bir klasik, hocamızın önüne hazırlanan; pirinç, tuz, şeker ve su dörtlüsü...

mevlud-11

Ve bir başka klasik; Lohusa Şerbeti. Eskiden adet olarak; bebek doğduktan sonra kırk gün evden eksik edilmezmiş. Hem gelen misafirlere ikram etmek için, hem de anneye süt yaptığına inanıldığı için.
Artık günümüzde süt yapan tek şeyin; moral+uyku+su üçlemesi olduğunu çok iyi biliyoruz. :)
Onun dışında yenen her türlü tatlı türü yiyeceklerin yaptığı tek şey; kilo :)
Kırk mevlüdümüz elbette lohusa şerbeti olmadan olmazdı, gelen herkese öncelikle şerbet ikram ettik ve lezzetini sizlerle paylaşmadan önce test ettirip, onaylattık. :)
Tarifini en kısa zamanda paylaşacağım.

mevlud-16

Yukarıda söylediğim gibi; ana yemeğin ve baklavanın haricinde sonrasında çay ile atıştırmak üzere minik çeşitler yaptık.
Blogumda tarifi olan; Un Kurabiyesi ve Fındıklı Un Kurabiyesi.

mevlud-14

Harf şeklindeki kurabiyeleri; en sağlam tariflerimden biri olan :) Mahlepli Tuzlu Kurabiye ile yaptım.

mevlud-15

Mini Patatesli Börek (Patatesli Börek tarifini minik minik bohçalar şeklinde hazırladım.
Mini Eti Brownilerin üzerini krem şanti ve çikolata ile süsledim. :)

Benim kırk mevlüdü hikayem kısaca böyle...
Bu yazıyı yazmam tam üç buçuk gün sürdü. :)
İnşallah en kısa zamanda lohusa şerbeti tarifini paylaşmak için döneceğim.
Son bir yıldır ki yazı tempom düşünülürse, hiç fena gitmiyorum, ne dersiniz? :)

mevlud-17

12 Mart 2014

Zeytinyağlı Enginar

zeytinyaglienginar

NAMI DİĞER; FAVA DOLGULU ENGİNAR :)
Eğer şık bir lokantanın listesinde yer alsaydı, bu basit ama lezzetli tarife pek çok sosyetik isim bulabilirdik. :)
Fava dolgulu enginar, enginar yatağında soğan ve havuç garnitürlü fava gibi! :))
Ama biz zeytinyağlı enginar deyip geçelim :)

Bol gülme işaretlerinden de anlayacağınız üzere gayet neşeliyim, çünkü artık ilk günlere göre (annemin üstün çabaları ile de olsa) daha uzun uyuyan bir oğlum var.
Bu uzun uykularda bende hemen bilgisayarın başına geçiyor ve çoook uzun zamandır hasret kaldığım blogumu güncelliyorum, ne mutlu !:))

Zeytinyağlı enginar pek çok hanımın gözü kapalı yaptığı, oldukça kolay yapılan pratik bir yemek.
Blogumun takipçileri, mutfak kurdu hanımlar, "bunca zaman sonra bu kadar basit tarifler ile mi döndün?" demesin lütfen :)
Beni uzun zamandır takip edenler tarzımı artık çok iyi biliyor, blogumda klasik Türk yemeklerinin hepsi olsun, bir nevi arşiv olsun istedim hep ve enginarda bir eksikti bana göre...
Bir diğer nedende; ilk günden beri tariflerimi hep hiç bilmeyene göre yazıyor olmam, yani istiyorum ki, hayatında hiç mutfağa girmemiş, eline patlıcan almamış biri, canı karnıyarık istediğinde blogumdaki tarif ile yapabilsin.
Bu konuda da amacıma ulaştığımı gelen maillerden ya da kursuma katılan takipçilerimden aldığım geri dönüşlerden anlıyorum.
Avusturya'da mimarlık okuyan çok cici bir okuyucum, kursuma geldiğinde, İstanbul'da yaşarken hiç mutfağa girmediğini ama Avusturya'da yalnız yaşadığı evinde canı çektiği tüm yemekleri blogum sayesinde yaptığını anlatmıştı. Hatta annesi ziyaretine geldiğinde onu yaptığı çilek reçeli ile hayretlere düşürmüş, nereden nereye diye!:)
Bu benim için gerçekten çok önemli bir mutluluk kaynağı ve kendi kendime; "aynen devam Müge" motivasyonu. :)

Zeytinyağlı enginar mevsimi geldiğinde sık sık pişirdiğim, hatta fırsatımız olursa derin dondurucuya koyup, mevsimi olmadığında da pişirdiğim bir sebze. Çok sağlıklı olduğu, hatta belirli bir sayıda yendiğinde karaciğeri yenilediği rivayetler arasında. :)
Zaten Rabbim neyi faydasız yaratmış ki?! :)

Yapımı bir kaç püf noktası ile son derece basit...
Enginarları eğer limonlu su içinde satın aldıysanız, sadece sudan geçirip, kullanabilirsiniz.
Yeşil yaprakları ile satın aldıysanız, ayıklar ayıklamaz, pişirene kadar bol limonlu su içinde bekletmeniz gerek hem kararmasın hem de ekşiliği içine çeksin diye.
Garnitürlü yapacaksanız, soğan ve havucu tarifteki gibi birlikte pişirmeniz, patates ve bezelyeyi ayrıca haşlayıp eklemeniz gerekiyor, çünkü enginar ve havucun sertliği aynı ve aynı zamanda pişiyor ama bezelye ve patates daha erken piştiği için problem oluyor.:)
Enginarın içini sunum sırasında benim yaptığım gibi Fava ile süsleyebilirsiniz, hem görüntüsü çok şık oluyor hem de lezzet olarak birbiri ile çok uyumlular.

Malzemeler

  • 4 Adet Enginar
  • 1 Adet (orta boy, mandalina büyüklüğünde) Soğan
  • 1 Adet (orta boy) Havuç
  • 1/2 (yarım) Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 1/2 (yarım) Limon'un Suyu
  • 5 Adet Kesme Şeker
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • Su
Yapılışı
  • Enginarların yeşil kabuklarını soyarak, kararmaması için pişirene kadar bol limonlu suda bekletin. Eğer ayıklanmış ve limonlu suyun içinde satın almışsanız, direk durulayıp kullanabilirsiniz.
  • Soğanı piyazlık (yarım ay) şeklinde ince ince doğrayın. Havuçları da yarım ay şeklinde ince ince doğrayın.
  • Orta boy (tercihen yüksek olmayan karnıyarık tenceresi idealdir) bir tencereye, yağı, soğanı ve havucu koyun, orta ateşte soğanların rengi sararıp, şeffaflaşıncaya kadar 3-4 dk. kavurun.
  • Enginarları sudan alın ve tencereye dizin. Enginarların üzerini hafifçe geçene kadar su ekleyin.
  • Suya; şekeri, tuzu ve limon suyunu ekleyin. Bu aşamada damak zevkinize göre tuzunu arttırabilirsiniz.
  • Orta ateşte kaynayana kadar, daha sonra kısık ateşte yaklaşık 20-25 dk. enginarlar yumuşayana kadar pişirin.
  • Enginarların içini garnitür ile dolduracaksanız, bezelye ve patatesi ayrı bir yerde haşlayıp, yemeğin pişmesine 5 dk. kala tencereye ekleyin.
  • Ocağı kapatıp, tencerenin içinde soğumaya bırakın. En az 1 gün dinlendirdikten sonra soğuk servis yapın.

zeytinyaglienginar1

10 Mart 2014

Fava

fava

GÜNCELLENEN BİR TARİF VE BENDEN SON HABERLER... :)
Önce benden kısa kısa haberler diyeyim mi? :)
Bizi soracak olursanız pek iyiyiz, çok şükür. Kırk günü geride bıraktık hatta elli üç günlük olduk bile.
Şu anda bu satırları yazabiliyorsam eğer, yavaş yavaş (ama gerçekten çok yavaş) normal hayata dönmeye başladık demektir.:)
Günlerim annelerin tahmin edeceği üzere oldukça rutin, bir kaç şeyi sürekli yaparak ama bir yandan da çok hareketli geçiyor. En bariz şikayetim; çook uykusuz olmam!
Günde ortalama 3-4 saat uyku ile duruyorum ve bu beni gerçekten çok zorluyor.
Onun dışında çok şükür çok fazla ağlamayan sadece bazı günler dengesi şaşıp çok ağlayan ve o zamanlarda elimizi ayağımızı birbirine dolayan, uslu olduğu zamanlarda karşısına geçip, gözlerimi kırpmadan dakikalarca seyrettiğim, uyurken ki ağız hareketlerini terapi niyetine izlediğim ve hatta en sevdiğim diziyi izlemekten daha çok keyif aldığım bir prensim var benim. :)
Günümün yaklaşık üçte ikisi emzirmek ile geçiyor desem abartmış olmam :)) Emzirmeyi zaman zaman çok acı çekiyor olsam da çok seviyorum, onunla kurduğumuz bir bağ olarak görüyorum ve baş başa geçirdiğimiz şahane dakikalar olarak...
Beslenmesinde sadece anne sütünün ne kadar önemli olduğunu da artık bütün dünya kabul ediyor ve ben onu sağlıklı bir şekilde besleyebildiğim için her gün şükrediyorum. :)
Şimdilik benden haberler bunlar diyeyim ve tarife geçeyim. :)

Fava; benim çok sevdiğim, bayıldığım hatta zaman zaman aş erdiğim bir meze! :)
Dünde tam olarak öyle oldu, sanki hamileymişim gibi bir canım çekti anlatamam size. Allah'tan annem bizdeydi ve kendisi pek çok şeyin olduğu gibi favanında profesörüdür! :)
"Malzemen varsa yapıvereyim hemen" dedi, bende canım istedi deyince hemen yapacağını bildiğim için :) bu haftaki Taze Masa siparişlerime, kuru baklayı eklemiştim zaten :)
Fava'yı; yıllar önce 2008 de YemekName için yapmıştım. Bloguma da eklemiştim.
Ama o zaman nedense annemin tarifini değil de kitaptan başka bir tarif denemişim, çok fazla içime sinmeyen oldukça koyu kıvamlı bir fava olmuştu.
Oldukça uzun zamandır da annemin tarifini deneyip, eklemek geçiyordu içimden.
Kısmet; evde bolca zaman geçirdiğim ve annemin de sürekli yanımda olduğu bu bebekli günlere imiş :)
Ben bu yazıyı yazmadan önce sütüme gaz yapar korkusunu bir yana bırakıp yarım borcamı mideye indirdim, varın lezzetini siz hesap edin :)
Hatta zeytinyağlı enginar pişirip, üzerine fava ekleyerek tükettik ve hem görüntüsü hem de lezzeti on numara oldu.
Zeytinyağlı enginar tarifi bir sonraki yazıda...:)

Malzemeler
  • 1 Su Bardağı Kuru İç Bakla
  • 2,5 Su Bardağı Su
  • 1 Adet (orta boy) Soğan
  • 1 Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 5 Adet Kesme Şeker
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • Dereotu (süslemek için)
Yapılışı
  • Baklaları bir gece önceden ılık suda bekletin.
  • Soğanları küp küp şekilde doğrayın, 1 çay bardağı zeytinyağ ile rengi sararıp şeffaflaşıncaya kadar 2-3 dk. kavurun.
  • Soğanlar kavrulunca suyu ekleyin ve kaynatın.
  • Soğanlı su kaynayınca, süzdüğünüz baklaları, şekeri ve tuzu ekleyin ve orta ateşte baklalar iyice yumuşayıp dağılıncaya kadar pişirin. (Bu aşamada annem düdüklü tencere kullanıyor, tüm malzemeleri ekleyip, kısık ateşte 20 dk. pişirmek gayet yeterli oluyor)
  • Baklalar pişince ya da düdüklü tencerenin süresi dolup kapağı açılabilir hale geldiğinde, el blenderi ile pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar çekin. Bu aşamada şekerini ve tuzunu kontrol ederek damak zevkinize göre arttırabilirsiniz.
  • Karışımı; kare veya dikdörtgen bir borcama kalınlığı 2 cm olacak şekilde dökün.
  • Buzdolabında en az 5-6 saat yada bir gece beklettikten sonra kare kare dilimleyerek ve dereotu ile süsleyerek servis yapın.
NOT: Dereotunun fava için sadece süs değil, aynı kabak yemeklerinde olduğu gibi tamamlayıcı bir lezzet olduğunu unutmayın. "Evde maydanoz var, rengi yeşil, koysam ne olur demeyin :)"

Servis Önerileri;
  • Zeytinyağlı enginar pişirdiğinizde, ortalarını garnitür ile doldurmak yerine fava ile doldurabilir ve muhteşem bir lezzet elde edebilirsiniz. Hatta favayı krema sıkma aleti ile şekilli olarak sıkarsanız davet sofralarınız için çok hoş bir sunum olur.
  • Favayı bütün olarak borcama dökmek yerine minik muffin kalıplarına dökebilir, tek kişilik sunumlar elde edebilirsiniz. Favayı dökmeden önce kalıbı hafifçe su ile çalkalamayı unutmayın.
  • Mandalina büyüklüğünde domateslerin içini oyarak, içlerini fava ile doldurabilir yine tek kişilik sunumlar elde edebilirsiniz. Üstelik domates, fava ve dereotu üçlüsü harika bir lezzet oluşturur.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin