28 Ocak 2010

Kırmızı Biberli Patlıcan Sarma

Patlıcan Sarma

GERÇEK PATLICANSEVER, KIŞIN BELLİ OLUR :)
Gelecek yorumları şimdiden peşinen kabul ediyorum, bu bir yaz mezesi, evet...
Ama tarifi görür görmez vuruldum. Sağlıklı yaşam, mevsime uygun sebze tüketmek, mümkün olduğunca kızartma yapmamak, hepsi de dikkat ettiğim konular inanın.
Ama, ama lütfen, bir kereden bir şey olmaz değil mi? :)
Yazın haftada en az dört kere çeşitli şekillerde patlıcan tüketen biri olarak, tarif pratik ve sık yapılacaklar kısmında yer aldı bile.

Tarif; Lezzet dergisi, Aralık/2009 sayısı ile verilen; Altın Mutfak kitapçığından.
Uzun zamandır hem evde çok fazla biriktiği, hem de tarifler çoğu zaman aklıma yatmadığı için dergi almıyordum, malzemeler ve yapılışı arasında öyle kopukluklar oluyorki, bazen şaşıp kalıyorum.
Ben blogumda tarifleri, çok detaylı ve yapacak kişiyi, o tarifi daha önce yapmamış kabul ederek anlatmayı sevdiğim için sanırım, dergiler bana bu anlamda biraz özensiz geliyor artık.
Geçen ay fikrimi değiştiren ise, blogunu büyük bir keyifle takip ettiğim, sevgili Tijen'in dergide yer alması oldu.
Şubat sayısını ise şimdiden ayırtsam mı? diye düşünmeye başladım, süper bir aşçıdan, süper tarifler olacak çünkü, kim olduğunu söylemeyi kendisine bırakıyorum, şimdilik sürpriz :)

Tarife dönecek olursak, üzerinde pek değişiklik yapmadığım ve hem görüntüsü hem de lezzeti ile benden tam not alan bir meze.
Süzme yoğurt kullanmak şart, malzemenin içinden akmaması gerekiyor çünkü. Tuz ve sarımsak miktarında damak zevkinize göre değişiklik yapabilirsiniz.
Biberleri kendiniz közlemek yerine konserve kullanacaksanız, tuz eklerken özellikle dikkat edin.
Ilık olarak yendiğinde çok lezzetli ama bir kaç saat önceden de hazırlayıp, masanıza ekleyebilirsiniz, gayet güzel oluyor. Ben kalan bir taneyi ertesi gün yemiştim, hala fena değildi :)
Tamam kabul ediyorum, ben bir patlıcanseverim :)

Malzemeler
  • 3 Adet (ince - uzun) Kemer Patlıcan
  • 3 Adet (iri) Kırmızı Biber
  • 3 Yemek Kaşığı Süzme Yoğurt
  • 2 Diş Sarımsak
  • Tuz, Kekik
  • 8-10 Adet Taze Soğan Sapı
  • Sıvı Yağ (kızartmak için)
  • 2 Adet Yumurta
  • 1 Kase Galeta Unu

Yapılışı

  • Patlıcanların kabuklarını soymadan, boylamasına ince ince dilimleyin. (İlk ve son dilimde mümkün olduğu kadar, kabuğunu soyar gibi ince dilimlerseniz, 3 dilim elde edersiniz)
  • Dilimlediğiniz patlıcanları, yarım saat kadar tuzlu suda bekletin, suyunu süzüp, nazikçe sıkarak fazla suyunu alın ve br peçete üzerinde 3-4 dk. bekletin.
  • Yumurtaları çırpın.
  • Galeta ununun bir kısmını, biraz tuz ekleyerek, düz bir servis tabağına koyun. (azaldıkça yenisini ekleyin)
  • Bir tavaya, bir parmak yüksekliğinde sıvı yağ koyun ve kızdırın. Yağ kızınca ocağı orta ısıya getirin.
  • Patlıcanları önce, yumurtaya sonra galeta ununa bulayıp, kızartın.
  • Bir peçete üzerine alarak, fazla yağının çekmesini ve soğumasını sağlayın.
  • Biberleri fırının ızgarasında (yada arzu ettiğiniz şekilde) közleyin. Kabuklarını soyup, çekirdeklerini çıkarın ve iri iri doğrayın.
  • Ayrı bir kapta, süzme yoğurt, tuz, kekik ve ezilmiş sarımsağı karıştırın. Biberide ekleyip çok az daha karıştırın.
  • Taze soğan saplarını süzgece koyup, üzerine kaynar su dökün ve yumuşamasını sağlayın.
  • Patlıcanın ucuna, bir yemek kaşığı kadar yoğurtlu harç koyup, nazikçe sarın.
  • Sarmayı; soğan sapı ile bağlayıp, kurdele yapın.

25 Ocak 2010

Ay Çöreği

Ay Çöreği

BİR KAR HİKAYESİ...
Bembeyaz bir hafta sonu ve ondan daha beyaz başlayan yeni bir haftadan herkese merhaba :)
Hafta sonunun karlı olması, bütün programların iptal olup, evde oturmamıza neden oldu. Ne biz bir yere gidebildik, ne bize kimse gelebildi.
Gelmek üzere yola çıkanlar da yarı yoldan geri döndüler.
Böyle havalar da eve kapanmak, en çok benim gibi, hobisi mutfak olan kişilere yarıyor :)
Sıcacık evimiz de, camdan baktığımızda, bembeyaz yolları, çatıları ve ağaçları izlemesi, fırında pişen kek ve kurabiye sayesinde evi saran tarçın ve zencefil kokusu, ocakta tıkırdayan ıhlamur...
Hatta bu satırları yazarken, bir yandan da lapa lapa yağan karı izlemek...
İşte kış keyfi diye ben buna derim.
Tabi bu satırları yazarken; bu keyfi yapmak bir yana, dışarıda çalışmak zorunda olan, evleri soğuk olan, yeterli yiyecekleri olmayan kişileri de düşünüp, çok kederleniyorum orası ayrı... Allah herkesin yardımcısı olsun inşallah.

Bu sabah yaşadığımız ve beni çok ama çok duygulandıran bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle.
Sabah işe gitmek üzere, evden çıktık, eşim arabanın karını buzunu temizlerken, bende elimden geldiğince ona yardım ediyordum. Uzun temizlik sonrası; "bu iş zincirsiz olmayacak" dedi eşim.
Hemen yanımızda başka bir arabanın sürücüsü de zincir takıyor, yan apartmandan bir amca da ona yardım ediyordu.
İşleri bitince, eşim kendisinden bize de yardımcı olmasını rica etti. Hemen kabul etti amca sağolsun.
Diğer arabaya göre, bizimkisinin takma işlemi, lastik ebatından dolayı, epey uzun sürdü. Amca, bazen karın üzerine diz çökerek, bazende çıplak ellerini kara koyarak uzun uzun uğraştı sonunda zincir takıldı.
Ben arabanın içinde beklerken, içimden de sürekli düşünüyordum, hala hayatta böyle insanlar kaldı mı ? Ne kadar şanslıyız diye...
İşimiz bittiğinde, amca "hadi selametle" dedi, "hayırlı işler"...
Ben arabadan indim, elini öpmek istedim, vermedi. "Çok sağolun, Allah razı olsun, tuttuğunuz altın olsun" gibi aklıma gelen bütün güzel duaları söyledim :)
Çokta içimden gelerek bir teklifte bulundum; "lütfen eşinizle bir akşam bize yemeğe gelin"...
Amca bir an bile düşünmeden; "yok artık, o kadar da değil" dedi...
O kadar da değil mi ? ? Nasıl yani ? Peki ne kadar ??
Bu kısacık cümle beni nasıl duygulandırdı anlatamam size, neredeyse ağlayacağım. Benim için dağlardan büyük olan bu yardım, amcanın gözünde normal, bir komşunun zaten yapması gereken basit bir şeydi demekki, yemeğe çağrılacak bir durum yoktu ortada.. Nasıl bir alçak gönüllülük, nasıl kocaman bir kalptir bu yarabbi.
İşe gelene kadar, başta kendim olmak üzere, çevremdeki herkesin bu kadar iyi, bu kadar yüksek gönüllü olması için dua ettim. Herkes birbirine karşı böyle iyi, fedakar davransa kötülük diye birşey kalırmı ki bu dünyada...

Ay Çöreği

AY ÇÖREĞİ
Gelelim ay çöreğine. Hafta sonu mutfak keyfi ürünlerinden biri kendisi :)
Ben ay çöreğinden pek anlamam, yani çok aram yoktur. Pastaneden bir şeyler alırken bir tane de ay çöreği alayım demedim hiç :) ama eşim çok sever.
Önceki yaptığım da, ay çöreği ile arası iyi olan pek çok arkadaşa da tattırdım ve yorumların hepsi de olumluydu.
Pastanelerde satılan ay çöreği ile ilgili, pek çok olumsuz şey de okudum ve işittim, satılmayan ya da artan bayatlayan tüm kek, kurabiye vs.nin yoğrularak içinin hazırlandığı gibi...
Doğrumudur, söylentimidir bilemem, dediğim gibi benim pek aram yoktur zaten :)
Kendi yaptığımı sevdim ama, özellikle fırından yeni çıktığında kahve ile inanılmaz oluyor.
- İç malzemesi truf yapar gibi, artan kekleri değerlendiriyorsunuz, tarçın ve ceviz olmazsa olmazı... - Orjinal tarif olsun diye eklemedim ama elim portakala gitti gitti geldi, sanki portakal kabuğu rendesi de çok yakışır gibi, denemek lazım :)
- Kakaolu kek kullanmama rağmen, lezzet vermesi için kakao da ekledim, eğer sade kek kullanacaksanız kakao miktarını biraz arttırabilirsiniz.
- Süt miktarını da göz kararı ayarlamanız mümkün, karışım kum gibi dağılmayacak ama tamamen ıslak birbirine yapışıkta olmayacak.
- Üst süslemesi için en çok file fındık yakışıyor ama evde olmadığı için, bu kez susam serptim.

Malzemeler (12 adet)

Hamuru için;
  • 125 Gr. Tereyağ yada Margarin
  • 1/2 (yarım) Su Bardağı Süt
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Pudra Şekeri
  • 3,5 Su Bardağı Un (yaklaşık)
  • 1 Paket Kuru Maya
  • 1 Adet Yumurta
  • 1 Tutam Tuz

İç Malzeme için;

  • 3 Su Bardağı (robotta çekilmiş) Kakaolu Kek
  • 1 Çay Bardağı (iri kırılmış) Ceviz
  • 1 Yemek Kaşığı Pudra Şekeri
  • 1 Yemek Kaşığı Kakao
  • 1/2 (yarım) Su Bardağı Süt
  • 1 Tatlı Kaşığı (tepeleme) Tarçın

Yapılışı

  • Oda sıcaklığında iyice yumuşamış olan yağ ve pudra şekerini mikser ile 1-2 dk. çırpın.
  • Süt, yumurta, tuz ve mayayı da ekleyip çok az daha çırpın.
  • Karışıma unu azar azar ekleyerek, yumuşak bir hamur yoğurun.
  • Hamuru 12 eşit beze yapın.
  • İç malzeme için verilen tüm malzemeleri bir kaba koyun, çok hamur gibi olmaması için elinizle yoğurmayın, kaşık ile iyice karıştırın.
  • Hamur bezesini oklava yardımı ile hafif üçgen olacak şekilde, mümkün olduğu kadar ince açın.
  • Hamurun geniş tarafına, dolu dolu 1,5 yemek kaşığı iç malzeme koyun ve sarın.
  • Uç kısımları kendinize doğru çevirerek, ay şekli verin.
  • Üzerine yumurta sarısı sürün ve susam yada file fındık serpin.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzeri ve altı turuncu oluncaya kadar, yaklaşık 35-40 dk. pişirin.

Ay Çöreği

20 Ocak 2010

Patatesli Çıtır Muska Böreği

Patatesli Muska Böreği

PRATİK PATATES KROKET :)
Patates kroketi çok severim. Kokteyl şeklindeki davetlerde, genellikle hep olur ve bende garsonun ikinci tur yanıma gelmesini beklemeyip, civarında dolaşanlardan olurum çoğu zaman :)
Kroketi ne zaman evde yapmaya niyetlensem; ya kıvamını tutturamazsam, ya hamuru cıvık olur da şekil veremezsem, hadi şekil verdim diyelim ya tavaya koyduğum da dağılırsa, diye vazgeçerim.
Off ne büyük dertlerim, düşüncelerim var değil mi ? :))
Markette çıtır pane harcını gördüğümde, her zamanki gibi tavuk yaparım diye düşünmüştüm ama paketin arkasını okuyup, "çıtır çıtır börekler de yapabilirsiniz" cümlesini okuyunca, aklıma hemen çakma patates kroket yapmak geldi.
Kıvamı tutturma riski yok, dağılma riski yok :)
Sofrada da gayet şık duruyor. Hem akşam yemeğinde hem de çay daveti sofralarınızda çok pratik bir seçenek.
Tek olumsuz yanı; sıcak yenildiğinde çok lezzetli olması...

Malzemeler
  • 2 Adet Yufka
  • 2 Adet (orta boy) Patates
  • 3-4 Yemek Kaşığı Süt
  • Tuz - Karabiber
  • 1 Paket (Knorr) Çıtır Pane Harcı
  • 2 Adet Yumurta
  • Sıvı Yağ (kızartmak için)

Yapılışı

  • Patateslerin kabuklarını soyup, iri iri doğrayın. Üzerini iki parmak geçecek kadar su ekleyip, haşlayın. (patateslerin kabuklarını soyarak haşlarsak bütün vitamini gidiyor haklısınız :) ama kabuklarını soyarken patates haliyle soğuyor, ben çok sıcakken üzerine süt ekleyip ezerek verdiğim kıvamı çok beğendiğim için bu şekilde yapıyorum)
  • Haşlanan patatesleri süzün, süt, tuz ve karabiber ekleyerek pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar ezin.
  • Yufkayı, uzunlamasına şeritler halinde 6-7 parçaya bölün.
  • Şerit halindeki yufkanın ucuna 1 yemek kaşığı kadar patatesli harç koyun. Yufka bitene kadar sağa, sola katlayarak üçgen şekli verin. Uç kısmını suya batırarak yapışmasını sağlayın.
  • Bir tavaya iki parmak kadar sıvıyağ koyup, kızdırın.
  • Yumurtaları çırpın.
  • Börekleri önce yumurtaya sonra pane harcına bulayın ve kızartın.
  • Fazla yağının süzülmesi için bir kaç dakika peçete üzerine alın ve sıcak servis yapın.

19 Ocak 2010

Yeşil Mercimek Salatası

Yeşil Mercimek Salatası

BESLEYİCİ, LEZZETLİ ve ÇOK PRATİK :)
Çay Sofrası'nın tariflerini geciktirmeden yazmak istiyorum, ihmal edince unutuyorum çünkü. (Bakınız: Kırmızı Beyaz Sofra'daki tarifler :)
Mercimek salatası fikri; can arkadaşım, fikir üretim fabrikası; Yaso'cuğuma ait :)
Yaso ve ben, ne zaman kalabalık ve önem verdiğimiz bir misafir grubu ağırlasak, bir hafta önceden menü planlamaya başlar, listeyi birlikte hazırlarız.
Genelde yeni ve orjinal fikirler de hep ondan çıkar, bu kez de öyle oldu. Bana kalsa ya kısır ya makarna salatası ya da kabaklı havuçlu salata yapardım :)
"Değişik bir şey yap" dedi, mesela yeşil mercimek salatası.
Tarifin çok basit olması :) ve değişik olması nedeniyle hemen yazdım listeme. Yeşil mercimek, kereviz gibi riskli de değil üstelik genellikle herkes sever (değil mi?)
Salatanın yapımı çok ama çok kolay hatta bol çeşitli bir sofra hazırlamak istediğinizde, misafirler gelmeden yarım saat önce bile hazırlayıp, masaya ekleyebilirsiniz.
Ben renk uyumu olması açısından, mısır ve kırmızı biberi tercih etim, malzemeler de damak tadınıza ve göz zevkinize göre ufak değişiklikler yapabilirsiniz.
Sonradan eşlerin de dahil olduğu soframızda; salatanın beğenilme yüzdesi; sekizde yedi. (bir kişi tadına bile bakmadı, sizce kim ? :)

Malzemeler
  • 1 Su Bardağı Yeşil Mercimek
  • 3 Yemek Kaşığı (konserve) Mısır
  • 1 Adet Kırmızı Biber
  • 3-4 Adet Mini Salatalık (kornişon) Turşusu
  • 6-7 Dal Dereotu
  • 2-3 Dal Maydanoz
  • 4-5 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • 1 Yemek Kaşığı Limon Suyu
  • 1 Yemek Kaşığı Nar Ekşisi

Yapılışı

  • Mercimeği yıkayıp süzün. Üzerini iki parmak geçecek kadar su ekleyip, 4-5 dk. kaynatın ve süzün. (siyah suyunu süzmüş olacaksınız böylelikle)
  • Mercimeğin üzerine, iki parmak geçecek kadar kaynar su ekleyin ve 15-20 dk. mercimekler yumuşayıncaya kadar haşlayın. Mercimekler yumuşak ama hafif diri olmalı.
  • Haşlanan mercimeği süzün.
  • Derin bir kaba, kırmızı biberi ve turşuları minik minik doğrayın. Kıyılmış dereotu ve maydanoz, mısır, mercimek, yağ, limon, tuz ve nar ekşisini ekleyip, karıştırın.

18 Ocak 2010

Çay Sofrası ve Patlıcanlı Kırmızı Biber Sarma

Çay Sofrası - 16.01.09

"GÖRÜŞELİM EN KISA ZAMANDA"...
Hafta sonu, eski dostlarımı ağırladım büyük bir keyifle. O kadar uzun zamandır, görüşememiştik ki, inanılmaz bir özlem vardı hepimiz de...
Hatta bende küçük çocukların aylar önceden kendi doğum gününü hayal etmesi tarzında bir heyecan vardı, kızlarda geldiğinde, aynı duyguları hissettiklerini, heyecanla bu günü beklediklerini söyleyince duygularımızın karşılıklı olduğunu anladık :)
İstanbul karmaşasında yaşayan bizlerin hele bir de çalışıyorsak, sevdiklerimize istediğimiz gibi zaman ayıramama problemimiz var ne yazıkki.
Örneğin, az önce söz ettiğim kızlar :) Benim bir önceki işyerinden arkadaşlarım.
Daha önceki iş yerlerimde yaşadığım kıskançlıklar, bayanların birbirini çekememesi, terfi için oynanan ayak oyunları o kadar bezdirmişti ki beni, açıkçası yeni bir işe başladığımda çok temkinli yaklaşmıştım herkese.
Ama Okşan, Ülkü, Zeynep ve Gülhan hiç te diğerlerine benzemiyorlardı, kısa sürede inanılmaz güzel bir dostluk oluştu aramızda, zerre kıskançlığın olmadığı, önemli günlerde giysilerimizi paylaştığımız, birbirimizin omzunda ağladığımız, gerçek bir dostluk...
Zamanla, her birimiz, ayrı yerlere, başka işlere dağıldık, evlendik, Okşan ve Zeynep anne oldu hatta. Geçen zaman içinde hiç kopmadık, teknolojinin nimetlerinden yararlanıp hep haberleştik amma velakin bir türlü görüşemedik.
Yaptığımız her telefon konuşması; "Ay valla çookk özledim, en kısa zamanda bir araya gelelim" şeklinde bitti, ama o "en kısa zaman" bir türlü gelemedi.
Geçen ay, ben olaya el koyuyorum artık dedim, adını koyuyorum o günün; 16 Ocak...
"Bana geliyorsunuz o gün, itiraz istemiyorum" ne kadar da iyi etmişim, gerçekten telefon yada mailleşmek dindirmiyormuş özlemi.
Bu kez işimizi şansa bırakmadık, bundan sonraki görüşme tarihlerimizi kesinleştirdik ve hepimiz derin bir oh çektik :)
Sırada, liseden beri en yakın arkadaşım olan ama az önce bahsettiğim nedenlerden uzun bir süredir görüşemediğimiz, canım Ebru var, O'nun içinde bir tarih belirleyip, o "en kısa zaman"ın adını koyacağım :)

Pırasalı Kiş

Soframızakiler;

Çay Sofrası - 16.01.09

YOĞURTLU PATLICAN SALATASI ile KIRMIZI BİBER SARMASI
Kırmızı Biber Sarması'nı daha önce pek çok kez yaptım biliyorsunuz, her seferinde de beyaz peynirli yapmıştım. Bu kez yoğurtlu patlıcan salatası ile yaptım.
Hatta bu yazıya link vermek için, eski yazıyı okuduğumda; "en kısa zamanda patlıcan salatası ile yapmak istiyorum, eminim müthiş olur" demişim, o en kısa zaman da iki yıl sonra gelmiş :)
Demek ki neymiş, "en kısa zaman" ı öyle gelişi güzel her lafın arasına koymayacakmışız :)
Biber sarmasından artan patlıcan salatasını da mini kaselerde servis ettim, bir çeşitle iki sunum yapmış oldum :)

Malzemeler

  • 3 Adet (Kemer) Patlıcan
  • 6 Adet (iri) Kırmızı Biber
  • 3 Yemek Kaşığı Süzme Yoğurt
  • 1 Yemek Kaşığı Mayonez
  • 2 Diş Sarımsak
  • Tuz, Karabiber
  • 8-10 Adet (iri kırılmış) Ceviz

Yapılışı

  • Patlıcanları, fırının ızgarasında (veya arzu ettiğiniz şekilde) közleyin, kabuklarını soyup, kararmaması için limon sürün. İri iri doğrayın.
  • Ayrı bir kapta yoğurt, mayonez, ezilmiş sarımsak, tuz ve karabiberi, çırpma teli ile karıştırın.
  • Karışıma patlıcanları ekleyip karıştırın.
  • Biberleri de közleyin, kabuklarını soyup, bir tarafından keserek üçgen haline getirin.
  • Üçgenin geniş tarafına bir yemek kaşığı kadar patlıcan salatası koyun ve sigara böreği sarar gibi sarın.
  • Taze soğan saplarının üzerine kaynar su dökerek yumuşamasını sağlayın.
  • Sarmaları taze soğan sapı ile sarıp, kurdele yapın :)

***

Sofrada kullanılan, yemek takımı ve ahşap servisler; Mudo Concept.... Çatal-kaşık takımı; Jumbo (2000 modeli).... Çay bardakları; Koleksiyon Mobilya - Faruk Malhan İstanbul tasarımı.... Keten masa örtüsü; Çarşaf-İş.... Runner; Boynerevde.... Servis takımları, şekerlik ve ayaklı kek standları; Paşabahçe.... Mini kaseler; Ykm.... Peçeteler; Ikea, peçetelikler; Müge....

14 Ocak 2010

Mini Tiramisu

Mini Tiramisu

ORJİNALE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIK :)
Tiramisu; ülkemizde tam bir tartışma konusu.
Pandispanya ile yapılmış tiramisu'yu afiyetle mideye indirip, "ama bu orjinal değil ki !" diye ahkam kesenler, açıkça söylüyorum; size sinir oluyorum :))
Şaka bir yana...
Ben tiramisu ile ilk kez Sofra dergisinin, 1996 yılı özel sayısında tanıştım (hala da o sayıya gözüm gibi bakıyorum, şahane tarifler var) ve orada, ilk kez gördüğüm tiramisu; kakaolu hazır pastaban ve labne peynirli krema ile yapılmıştı.
Dolayısı ile bende dedim ki, demekki tiramisu budur ! :) Binlerce kez yaptım da o tarifi...
Evet tiramisu'nun orjinali kedi dili bisküvisi ile yapılanıdır. Hatta kremasına, kar haline getirilmiş yumurta akları çiğ olarak eklenir, peynir olarak labne yerine mascarpone kullanılır, kedi dili mutlaka alkollü bir kahve ile ıslatılır.
Bilgiler tamam ama, e birde bizim kendi damak tadımız var değilmi ? :)
Benim tiramisuyu anavatanında yani İtalya'da da yeme şansım oldu ve hayal kırıklığına uğramıştım açıkçası. Kedi dili ile yapılması hoşuma gitmişti ama kremasını sevmemiştim.
Hafta sonu, yine kendi sevdiğim krema ile ama bu sefer pandispanya yerine kedi dili kullanarak yaptım, şahane oldu.
İleride olayı bir adım daha ileriye götürüp, çiğ yumurtalı ve macarponeli bir krema hazırlarmıyım bilemem, büyük konuşmuyorum ama şimdilik benim, orjinale yakın tiramisu tarifim budur efendim :)
Tiramisuyu tek kişilik kaplarda hazırlamak, sunum açısından çok pratik oluyor. Dilimlerken dağılma ve şeklinin bozulma riski ortadan kalkıyor.

Malzemeler (8 kişilik)
  • 16 Adet Kedi Dili Bisküvisi
  • 3,5 Su Bardağı (700 ml) Süt
  • 2 Çay Bardağı Şeker
  • 1 Çay Bardağı Un
  • 2 Adet Yumurta Sarısı
  • 2 Tatlı Kaşığı Mısır Nişastası
  • 1 Paket Vanilya
  • 1 Paket Labne Peyniri
  • 1 Su Bardağı (sıcak) Su
  • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Granül Kahve (neskafe)
  • 1 Tatlı Kaşığı Şeker

Yapılışı

  • Süt, un, şeker, nişasta ve yumurta sarılarını, orta ısıdaki ateşte sürekli karıştırarak pişirin. Karışım kaynamaya başlayınca (göz göz olunca) 1 dk kadar pişirip, ocağı kapatın.
  • Muhallebi sıcakken, vanilya ve labne peynirini ekleyip, biraz karıştırın. Karışımı ılınmaya bırakın.
  • 1 Yemek kaşığı kahve ve 1 tatlı kaşığı şeker ile hazırladığınız kahveyi de ılınmaya bırakın.
  • Kedi dili bisküvisini ikiye bölün, bisküviyi hazırladığınız kahveye batırıp çıkarın ve kaseye koyun. (batırıp çıkarma işlemini çok hızlı yapın yoksa bisküvi hemen eriyecektir)
  • Bisküvinin üzerine, 2 yemek kaşığı kadar krema koyun.
  • Kremanın üzerine yine ikiye bölüp, kahveye batırdığınız bisküvileri dizin.
  • Tekrar krema ekleyin.
  • Kapların üzerini örterek, en az bir gece buzdolabında dinlendirin.
  • Servis edeceğiniz zaman, çay süzgeci ile üzerlerine kakao eleyin.

Tiramisu Kolaj

İki renkli kedi dili bisküvileri, sevgili Seda'cığımın bana bayram hediyeleri :) Blogumu, tariflerimi çok beğendiğini ve eşinin firmasının ürünlerini kullanarak, yeni yeni tarifler deneyip, kendisine fikir verebilmemi istemişti benden, sağolsun...

Bende "seve seve" demiştim. Gel gör ki, düşündüm düşündüm, yeni ve çok orjinal bir şey gelmedi aklıma, ben de klasik yöntemle, kedi dilleri ile tiramisu, hazır profiterol topları ile de profiterol yaptım. Her iki ürünü de çok beğendim, özellikle kedi dilinin iki renkli yani kakaolu ve sade olması inanılmaz bir lezzet veriyor tatlıya, hazır profiterol toplarının içine ise sadece krema doldurup servis ediyorsunuz ve ev yapımı lezzetinde.

Olitalia, üzüm çekirdeği yağı ve pirinç kepeği yağı ise içeriğini ve yararlarını okuduğum kadarı ile çok güzel, ama ben onların şişesini açmaya kıyamadım henüz :) Mutfağımda sevimli bir objeler şimdilik. Denediğimde sizlerle paylaşacağım en kısa zamanda...

Seda'cığım nazik hediyelerin için bir kez daha çok teşekkürler, yerken seni andık bol bol :)

12 Ocak 2010

Akşam Yemeği Davet Sofrası

Kırmızı Beyaz Sofra

KIRMIZI BEYAZ VE SEVGİ DOLU BİR SOFRA...
Söylemiştim değilmi? Benim depresyonum bile kendime has, ayran gönüllüdür diye :)
"Bakmayın böyle konuştuğuma, bir kaç güne güneş açar, kendime gelir, evin en sevdiğim bölümü olan mutfağa dönerim" dememişmiydim ?
İşte camdan vuran güneşin, sol omzumu tatlı tatlı ısıttığı, harika bir günde, tekrar pıtır pıtır tuş sesleri var odanın içinde :)
Cumartesi günü, kendimi mutfağa kilitleyip, altı saat terapi yaptım :)
Sevdiklerimizi yemeğe davet edip, eskiden olduğu gibi yeni yeni tarifler denedim.
Stok yaptım anlayacağınız :) ara vermeden de arka arkaya yayınlayacağım hepsini...

Sıkıntılı ruh halimin, bu kadar çabuk beni terketmesinin tek nedeni güneş değil tabiki, hatta güneş en küçük kısmı :)
En büyük nedeni; "hey Müge, silkelen ve kendine gel" diyen sizlersiniz.
Bir önceki yazı'ma bıraktığınız ve okurken hepside gözlerimi dolduran yorumlarınız, dualarınız, güzel dilekleriniz, yorum yetmez diyerek özel olarak gönderdiğiniz mailler, msn ile yolladığınız kısa ama beni çook mutlu eden mesajlarınız, bloglarınızda bana layık gördüğünüz ödüller...
Ne diyebilirim ki ?, duygularımı sizlere hissettirebilecek kelime yok gibi, ne desem, ne söylesem az görünüyor gözüme.
Çok ama çok teşekkürler iyiki varsınız, iyiki bir blogum var, kendimi yanlız hissetmem mümkün değil sayenizde.
Oyy, çok duygulandım yine, ağlamaya başlamadan soframızdakilere geçeyim :)

Kırmızı Beyaz Sofra

Sofradaki çeşitleri arşivimin düzenli olması için, ayrı ayrı yazılarda yayınlayacağım.
Ekmek tabağı üzerine bir kaç şey söylemek istiyorum ama :)
Eskiden dışarda yemek yerken, ekmek tabağı fikri bana biraz saçma gelirdi açıkçası, ne gerek var diye düşünürdüm.
Şimdilerde fikrim değişti :) Yemek yerken ekmeği ya yemek tabağımızın kenarına bırakıyoruz, yada masa örtüsünün üzerine. Hem hoş bir görüntü olmuyor, hemde örtüye ekmek kırıntısı dökülüyor. Bence de ekmek tabağı olması gereken bir obje artık :)
Kısacası, herhangi bir şey sofra kuralı haline getiriliyor ve uygulanıyorsa boşa değilmiş :)

Sofralar da; herhangi bir işlevi olmayan, sadece süs amaçlı objeler kullanmaktan, pek hoşlanmıyorum biliyorsunuz, işlevsel ve sade sofra dekorasyonlarını seviyorum.

Bu aralar, çatal bıçağı kullanmadığımızda, örtüye bırakmak yerine, üzerine koymak için yapılan minicik aparatlar gözüme çarpıyor mağazalarda ve onlarda gözüme çok kullanışlı gözükmeye başladı.
Ekmek tabağından bile gerekli aslında, yağlı çatal bıçakları, servisimiz değişirken masaya bırakmak yada elimizde tutarak beklemek yerine.
Edinmek lazım kısa zamanda :)

Garnitürlü Tavuk Sarma

Soframızdakiler;
  • Yayla Çorbası
  • Garnitürlü Patates Püreli Tavuk Sarma
  • Mısırlı Pirinç Pilavı
  • Çıtır Paneli Muska Böreği
  • Közlenmiş Biberli Patlıcan Rulo
  • Mevsim Salata
  • Çekirdekli Tam Buğday Ekmeği
  • Mini Tiramisu

Kırmızı Beyaz Sofra

Sofrada kullanılan, yemek ve servis takımı; KRC.... Çatal-kaşık takımı; Jumbo (2000 modeli).... Keten masa örtüsü; Çarşaf-iş (Şişli).... El işi runner; özel dikim (anneannem).... Mini ekmek sepeti; Eminönü.... Kırmızı peçeteler; Ikea.... Sürahiler ; Paşabahçe.... Kırmızı kadehler; Mudo Concept.... Peçetelikler; Müge....

06 Ocak 2010

HOŞGELDİN 2010, BENİ DE YOLUN YARISINA GETİRDİN :)

Aralık 2007 / NGBB - Botanik Park

Baştan söylüyorum, her ne kadar gülme işaretleri konulmuş olsa da, bu bir otuz beş yaş bunalım yazısıdır, kah somurtulmuş, kah gülünmüştür, karmaşık bir ruh hali ile yazılmıştır, "hiç çekemem şimdi" diyenler, sayfayı hızlıca kaydırıp, bu gün eklediğim, patates salatası ve kabak salatası tariflerini okuyabilir :)

Ciddi ciddi tarif sıkıntısı çekiyorum...
Dilber hala gibi; dıkandımm vallaha dıkandımm :)
Üzerimde bir atalet yok çok şükür, mutfakta bir şeyler üretilmekte...
Hep bilindik tarifler ama, çok rutin :(
Bir gün nohut, bir gün bezelye, kapuska, pazı sonra hoop dön başa liste aynen devam.
-Arkadaşlarımız duymasın, aramızda kalsın- Eskiden misafir ağırlamayı en çok blogum için severdim.
Bir sofra da; çorbasıydı, ana yemeğiydi, zeytinyağlıydı derken, üç dört yeni tarif çıkar, en az on gün idare ederdi blogumu... Şimdi öyle mi?
Genellikle daha önce yaptığım, blogumda tarifi olan yemekleri yapıyorum misafirlerime de...

Bir de; "aman canım bu da yayınlanır mı?, çok basit, herkes biliyordur bunu, kendime güldürmeyeyim şimdi insanları" sendromları varki, işte en kötüsüde bu...
Bir yemek blogcusunun, bir anlamda misyonunu tamamladığını hissettiren bir düşünce bu...
Sanki bir kaç yıl boyunca üzerinde çalıştığınız bir kitabı, tamamlayıp, yayınevine teslim ettiniz ve okuyucunun beğenisine sundunuz... Bitti göreviniz gibi...

Konuk olduğumuz sofraları da malum kış şartlarının fotoğrafa izin vermemesi nedeniyle yayınlayamıyorum :(
Örneğin yılbaşı gecesi, Necla abla o kadar muhteşem bir sofra, daha doğrusu bir ev hazırlamıştı ki bizim için, neye bakacağımı, neye iltifat edeceğimi şaşırdım.
Evin her yerini; rengarenk ışıklı, çiçekli, yepyeni bir yılı en güzel dileklerle karşılama heyecanında, bir dekorasyon ile tasarlamıştı.
Masa örtüsü, cıvıl cıvıl mumları, çeşit çeşit hazırladığı yemekleri servis ettiği tabakları, şahane çilekli pastası, her şey olağanüstü zevkli idi.
Gecenin bir vakti fotoğraf istemek geldi aklıma ama istediğimiz kareleri yakalayamadık ışık nedeniyle :(
Aslında bol fotoğraflı, şahane bir yılbaşı yazısı olabilirdi blogumda Necla abla sayesinde. Kısmet değilmiş.

Devletşah'çığım sobelemiş beni. "2009 neden iyi geçti?" diye yazacakmışım, düşündüm düşündüm, bulamadım. Aklıma gelenleri de yazıp yazıp sildim, eşime sordum bir çırpıda sayıverdi beş madde. Ben de bir sorun var sanırım :(
Ya beklentilerim çok yüksek ve çevremde olan güzellikleri farkedemiyorum, ya da şu anda hayattan tek bir beklentim olduğu için, o olmayınca sanki iyi hiç bir şey yok gibi görünüyor bana...

Halbuki, sağlığım yerinde, huzurum yerinde, sevgi dolu bir yuvam ve huzurlu bir işim, arkadaşlarım, aile büyüklerim var, bunların her biri bile mutlu olmak için bir neden...

Neyse neyse, bu ruh halimle sizi de daha fazla bunaltmayayım :) Nasılsa bir kaç güne geçer, ben yine mutfak kuşu olur ve yeni tarifler denerim, güneş açar, bol bol fotoğraf çektiririm :) ve dönerim huzurunuza efendim :)

hoşgeldin 2010 :)

05 Ocak 2010

Kabaklı Salata ve Patatesli Salata

Yoğurtlu Patatesli Salata

ARŞİVDEN GÜZELLEMELER
Bu salataları, geçen yıl Yemek.Name'nin yılbaşı sayısı için hazırlamıştım. Bugün, bir şeyler yayınlamak istiyorum ama elimde hiç bir şey yok diye düşünürken, arşivi kurcalamak geldi aklıma.
Basit ama lezzetli tarifler her ikisi de.

Yoğurtlu Patatesli Salata

YOĞURTLU PATATES SALATASI

Malzemeler
  • 1 Adet (orta boy) Patates
  • 1 Adet (orta boy) Havuç
  • 1 Adet (orta boy) Salatalık
  • 2 Yemek Kaşığı (rendelenmiş) Salatalık Turşusu
  • 4-5 Dal Dereotu
  • 2-3 Diş Sarımsak
  • 3 Yemek Kaşığı Yoğurt
  • 1 Yemek Kaşığı Mayonez

Yapılışı

  • Patatesleri çok fazla yumuşak olmayacak şekilde haşlayın ve ılınınca rendeleyin.
  • Salatalığı kabuğu ile rendeleyin.
  • Havucu rendeleyip çok az sıvı yağ ile yumuşayıncaya kadar soteleyin.
  • Havuç ılınınca, patates dahil, tüm malzemeleri karıştırın.

Yoğurtlu Kabaklı Salata

YOĞURTLU KABAK SALATASI
Arşivimde çok benzer bir kabak salatası olduğu için yayınlamamışım herhalde :)
Ama ufak tefek farkları var. Bu salatayı hazırlarken, Serpil abla'nın yaptığı gibi taze soğan da ekleyebilirsiniz.
Önce birazcık yağda minik minik doğradığınız taze soğanı kavurun daha sonra kabakları ekleyerek soteleyin. Gerisi aşağıda yazıldığı gibi :)
Her iki şekilde de harika oluyor, diyebilirim.

Malzemeler

  • 1 Adet (orta boy) Kabak
  • 1 Adet (orta boy) Havuç
  • 1 Adet (orta boy) Salatalık
  • 3-4 Yemek Kaşığı İnce Doğranmış Kırmızı Lahana
  • 3-4 Dal Dereotu
  • 2-3 Diş Sarımsak
  • 3 Yemek Kaşığı Yoğurt
  • 2 Yemek Kaşığı Mayonez

Yapılışı

  • Kabakları ve havuçları rendeleyip, ayrı ayrı yumuşayıncaya kadar bir miktar yağ ile soteleyin.
  • Salatalığı rendeleyin.
  • Kabak ve havuç ılınınca, tüm malzemeleri karıştırın.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin