30 Nisan 2007

Bisküvili Sütlü İrmik Tatlısı

İrmik Tatlısı

SÜTLÜ İRMİK TATLISI SEVENLER İÇİN BİR SUNUM...
Hafta sonu gelen arkadaşlarımız için yemekten sonra sütlü bir tatlı yapmak istedim. Çok sevdiğim sütlü irmik tatlısı bir iki minik ilave ile hafif bir pastaya dönüştü. Bisküvi ile uyumlu olurmu diye çekindim biraz ama sonuç beni üzmedi. Hafif ve serin bir yaz tatlısı oldu. Arkadaşlar da tatlıyı beğenince, kendileri yayınlanmayı hakettiler:)

Bu tatlı yapımı son derece kolay, misafirleriniz gelmeden 2-3 saat önce hazırlayabilirsiniz, ama siz "ben biraz daha oyuncaklı bir sütlü irmik tatlısı yapmak istiyorum" derseniz; Narlı İrmik Pastası'nı öneririm.

Malzemeler

  • 1 Lt. Süt
  • 9 Yemek Kaşığı (tepeleme) İrmik
  • 8 Yemek Kaşığı (tepeleme) Şeker
  • 1 Paket Vanilya
  • 1 Paket Kakaolu (piknik) Bisküvi
  • 1 Adet Muz
  • 1-2 Yemek Kaşığı (iri çekilmiş) Fındık
  • Tarçın (üzerini süslemek için)

Yapılışı

  • Süt, irmik ve şekeri sürekli karıştırarak pişirin. Kaynamaya başlayıp, göz göz olunca altını kapatın ve vanilyayı ekleyerek karıştırın.
  • Hafifçe ıslattığınız, kek kalıbına (yada isterseniz Borcam'a) tatlının yarısını dökün, kakaolu bisküvileri ve dilimlenmiş muzları dizin.
  • Az miktarda fındık kırığı serpin ve tatlının diğer yarısını dökün.
  • Buzdolabında 3-4 saat dinlendirin ve ters çevirerek dilimleyin.
  • Üzerine isterseniz sadece tarçın yada bir kasede harmanladığınız, tarçın, fındık kırığı ve toz bisküviyi serpin. Her iki şekilde de çok güzel oluyor.

NGBB Botanik Parkı

İSTANBULDA (MI) YIZ ...

Hafta sonu fotoğrafçılığa merak sarmış olan arkadaşımız sayesinde, yine yeni bir yer keşfettik.
"Nezahat GÖKYİĞİT Botanik Parkı". Ataşehir'de, otobanın kenarında, size İstanbulun tam ortasında olduğunuzu unutturan bir tatil köşesi...

Botanik Park, Tekfen Holding'in sahibi tarafından yaptırılmış ve ücretsiz olarak İstanbulluların hizmetine sunulmuş. Her yer mis gibi tertemiz.

Parkın her yerine banklar ve masalar yerleştirilmiş, size piknik sepetinizi hazırlayıp gitmek kalıyor.


Parkta iki adet gölet de var. Bu sevimli ördekler, bir bakıyorsunuz gölet'teler, bir bakıyorsunuz çimlerde geziyorlar. O kadar şirinler ki...







Parkta başınızı hangi yöne çevirirseniz, harika çiçekler görüyorsunuz, normal boyutunun dörtte biri kadar olan hercai menekşeler olağanüstü idi.

Parktaki tüm ağaçların ve çiçeklerin altına bilgilendirme lavhaları yerleştirilmiş. Bildiğimiz Çuha'ların latince ismi, ezberlenemeyecek kadar uzun mesela :)

İşte parklarda görmeye alışkın olmadığımız bizi gülümseten iki tabela. Parkta yasak olan tek şey mangal ve ateş yakmak. Onun dışında koşun, çocuğunuzla oynayın, çimlerde yuvarlanın, herşey serbest...

28 Nisan 2007

İçli Köfte

İçli Köfte

CEVİZ OLMADAN BİLE HARİKA :)
Bu nefis lezzeti en son, dün akşam eşimle canımız çektiği için yedik :)
Çok kıskandıran bir cümle oldu farkındayım ama biz, içli köfte buzluğunda genellikle hep bulunan ve ne zaman canımız çekse kızartıp yiyebilen şanslı kişilerdeniz :)
Ailenin "Hünerli Bayanlar"ı zaman zaman bir araya gelir ve bir gün boyunca uğraşarak, bu nefis köftelerden bol miktarda hazırlarlar.
Bende bu seferki yapılışın tarifini sizlerle paylaşmak istedim.
Hamuruna katılan irmik, hem inanılmaz bir lezzet hemde çıtırlık veriyor. Patates ise kolay şekil almasını sağlıyor.
Uzun yıllar boyunca ve abartısız yüzlerce kez yapılıp, ikram edildikten sonra oluşan bu tarifi beğeneceğize eminim.
İçli Köfte; bu tarif ile o kadar güzel oluyorki, normalde içinde olması gereken ceviz, ağır bulunduğu gerekçesi ile konulmadığı halde, eksikliği hiç farkedilmiyor :)

Malzemeler

Hamuru için;

  • 3 Su Bardağı (köftelik) İnce Bulgur
  • 2 Adet Kuru Soğan (Rendelenmiş)
  • 100 Gr. (yağsız) Kıyma
  • 2 Adet (küçük boy) Patates (Haşlanmış, ezilmiş)
  • 3 Yemek Kaşığı Pul Biber
  • 1,5 Yemek Kaşığı İrmik
  • 1,5 Yemek Kaşığı Un
  • 1 Tatlı Kaşığı Tuz

İç Malzemesi için;

  • 500 Gr. (orta yağlı) Kıyma
  • 500 Gr. Kuru Soğan
  • Pul Biber
  • Tuz, Karabiber

Yapılışı

  • Bulguru yarım su bardağı su ile ıslatıp, yumuşatın. Rendelenmiş soğanı, kıymayı ve pul biberi de katıp yoğurun.
  • Haşlayıp püre haline getirdiğiniz patatesi, irmiği, un ve tuzuda ekleyip hamur özleşinceye kadar iyice yoğurun.
  • Kıymayı ve minik minik (yemeklik) doğranmış soğanları bir tavada kavurup, tuz ve biberini ekledikten sonra soğumaya bırakın.
  • Hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar koparıp, yuvarlak veya oval mümkün olduğunca ince bir şekilde oyun.
  • Bir kaşık kadar iç malzemeden koyup, kapatın.

& Köfteyi taze iken yada buzluktan çıkarıp kızartabilirsiniz, her iki durumda da oldukça bol yağda ve ikişer ikişer hafifçe karıştırarak kızartmanız gerekiyor, yoksa yağ soğuyup köfteleri çatlatıyor.

& Köfteyi buzluktan çıkartıp, kızartacaksanız oda sıcaklığında bir süre bekletin yada mikrodalga fırında buz çözdürme işlemi yapın. Kızgın yağ, dış kabuğun hemen kızarmasını sağlıyor ama içi soğuk kalabiliyor.

26 Nisan 2007

Kuru Meyveli Çikolatalı Kek

Kuru Meyveli Kek

KURU AŞURE :)
Mudurnu - Göynük Gezisi sırasında Berceste Tesislerinden aldığım minik minik kesilmiş kuru kayısı ve kuru incirleri kek yapmak için hemen aldığımı ve ilk fırsatta deneyeceğimi söylemiştim.
Bu keki yapmaya başladığımda aslında sade bir kek yapıp içinde renkli meyveler görünecek diye planladım, ama ne zamandır Yemek Günlüğüm'de gördüğüm Neskafeli Damla Çikolatalı Kek'i de canım istiyordu.
Bende bu kekin malzemelerine, kuru meyveleride karıştırıp karma bir kek yaptım. Keke ne isim vereyim diye düşünürken; Karma Kek, Karmakarışık Kek, Herşeyli Kek :)
Birden en doğru ismi eşimin kardeşi buldu; "Kuru Aşure"...
Sanırım en uygunu bu oldu :)


Malzemeler

  • 3 Adet Yumurta
  • 1 Su Bardağı Şeker
  • 3 Su Bardağı Un
  • 1 Su Bardağı Süt
  • 1 Su Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Paket Vanilya
  • 1/2 Su Bardağı Damla Çikolata
  • 1/2 Su Bardağı (minik minik doğranmış) Kuru Kayısı
  • 1/2 Su Bardağı (minik minik doğranmış) Kuru İncir
  • 1 Çay Bardağı (iri çekilmiş) Ceviz
  • 1 Tatlı Kaşığı Neskafe
  • 1 Çay Kaşığı Tarçın

Yapılışı

  • Yumurtaları ve şekeri krema kıvamına gelinceye kadar çırpın.
  • Süt ve sıvıyağı da ekleyerek biraz daha çırpın.
  • Ayrı bir kaba bütün kuru malzemeleri birlikte eleyin ve meyveler ile cevizide ekleyin.
  • Sıvı karışımı da ekleyip, son bir kez karıştırın.
  • 180 derece önceden ısınmış fırında, yaklaşık 40-45 dk. batırdığınız kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin.

Kuru Meyveli Kek

25 Nisan 2007

Baklava

Baklava

BAKLAVA İLE İLGİLİ BÜTÜN BİLDİKLERİNİZİ UNUTUN...
Farkındayım başlık çok iddialı oldu ama, eğer tarifi denerseniz bana hak vereceksiniz.

Baklava'yı aile dostumuz Hülya Abla yapıyor, zahmetli olduğu içinde tabiki çok sık yapamıyor. Ay sonu kendisini Umre'ye uğurluyoruz, sağolsun gitmeden bizi bir kez daha bu lezzet ile buluşturdu. Bende kendisinden hemen tarifini alıp sizlerle paylaşmak istedim.
Bir kez daha teşekkürler Hülya Abla, ellerine sağlık, güle güle git..

Malzemeler


Hamuru için;

  • 2 Çay Bardağı Su
  • 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 3 Çorba Kaşığı Sirke
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • 1 Kabartma Tozu
  • Un
Şerbeti için;
  • 4 Su Bardağı Şeker
  • 5,5 Su Bardağı Su
  • 1 Tatlı Kaşığı Limon Suyu
Yapılışı
  • Hamur malzemelerini aldığı kadar un ile kulak memesinden biraz daha sert olacak şeklinde yoğuruyoruz.
  • Ceviz büyüklüğünde, yaklaşık kırk adet toplar hazırlıyoruz.
  • Topları önce tek tek pasta tabağı büyüklüğünde açıyoruz, aralarına nişasta sürerek üst üste on adet diziyoruz, en üste nişasta sürmüyoruz.
  • Nişasta sürdüğümüz onlu grubu tepsimizin büyüklüğünde (Hülya Ablanın tepsisi, dikdörtgen ve yaklaşık 50*70 cm. civarındaydı.) olabildiğince ince açıyoruz.
  • İlk grubu tepsiye yayıp, biraz ceviz serpiyoruz ve ikinci onlu grubu hazırlıyoruz.
  • İkinci onlu grubu hazırlayıp, tepsiye koyunca, bolca ceviz serpiyoruz.
  • Diğer iki grubada aynı işlemleri yapıp, tepside kesme işlemini yapıyoruz.
  • Bir tavada erittiğimiz 1,5 paket margarini kızgın halde iken baklavanın üzerine kaşıkla iyice yediriyoruz.
  • 130 yada 140 derecede üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. (Ağır ağır pişmesi gerekiyor)
  • Şerbet malzemelerini yaklaşık 45 dk. kaynatıyoruz. İndirmeye yakın limon suyunu ilave ediyoruz.
  • Son olarak baklava soğuk, şerbet ise dumanı gitmiş kadar ılınmış (sıcak) halde iken şerbeti yediriyoruz.

23 Nisan 2007

Kerpe - Sapanca Gezisi


Kiraz Bahçe'deki nefis kahvaltıdan sonra, düştük yollara. Hava çok güzeldi, doğa bizi çağırıyordu, haydi gelin resimlerimi çekin diye...

İlk durağımız Kerpe sahiliydi.
Yazın günübirlik denize girmek için gelenler ile dolan plaj çok sessizdi
.

Kerpe Kayalıkları

Kerpe kayalıklarını görünce ister istemez şaşırıyorsunuz, sanki yüzyıllar önce dev bir turist gemisi sahile demir atmış ve efsanevi bir şekilde taşlaşıp kalmış gibi...


Kayalıkları gezerken doğal güzelliğinden gerçekten çok etkilendim, ancak detaylı bir şekilde gezmeye başlayınca içim burkuldu. Çevreyi gezmeye gelenlerin, etrafa saçtığı çekirdek kabukları, pet şişeler ve gördüğü her çiçeği hemen koparan bayanlar gerçekten çok üzücü görüntülerdi.


Kerpe'den Sapanca Maşukiye'ye doğru giderken yol üzerinde bu enfes güzellikteki gölet dikkatimizi çekti. Biz "aman ne kadar güzel bir yer keşfettik" diye sevinirken, biraz aşağıya bakınca gölün kenarında sıra sıra dizilmiş arabaları ve hepsinin önünde yanmakta olan mangalları gördük. Sanırım, söz konusu piknik ve mangal olduğunda ülkemizde keşfedilmemiş hiç bir yer yok.

Kenarında küçük bir köy olan bu gölün etrafta kimse olmadığı için adını öğrenemedik. Bizde ilk fırsatta buraya piknik yapmaya gelmeye karar verip, bolca resim çektikten sonra ayrıldık.

22 Nisan 2007

Pazar Keyfi

Pazar günü güneş sıcacık yüzünü gösterince, bizde bir çok İstanbullu gibi hemen kendimizi dışarı attık. Her zaman olduğu gibi aklımızda bol bol resim çekmek ve yeni bir yer keşfetmek vardı. Kiraz Bahçe'yi de bu pazar arkadaşlarımız sayesinde keşfettik. Evlerine çok yakın olduğu için onlar müdavimi olmuşlar, birlikte de gidelim dediler. İyiki de dediler. Sanki İstanbul'da değilde, Ege'de yada Güney'de bir sahil kasabasında kahvaltı ediyormuş hissi veren, kendi evinizin bahçesinde arkadaşlarınız ile oturuyormuşsunuz gibi bir yer...

Mekan Sahibi; Melih KAYMAZ

Mekanın sahipleri Melih - Reyhan KAYMAZ ile tanıştık. Reyhan Hanım bütün yemekleri kendisi yapıyor, yapmadıklarının da başında duruyor. Melih Bey'de servise yardım ediyor ve konuklar ile tek tek ilgileniyor, hatırlarını soruyor. Melih Bey ile biraz sohbet edince bu işi tamamen hobi olarak yaptığını ve ne kadar zevk aldığını daha iyi anladım. Kendisi, Koç Holding - Kogem eğitim merkezinden emekli olmuş, Hermes adında bir danışmanlık şirketinin kurucusu. Aynı zamanda halen Sabancı Üniversitesinde, öğretim görevlisi. "Satış Teknikleri ve Duygusal Zekanın İş Yaşamındaki Önemi" konulu dersleri veriyor.
Zamanının büyük kısmını Cafe'de geçirdiğini ve çok keyif aldığını söylüyor. Bizide bütün konukları gibi kapıya kadar uğurladı, bizde en kısa zamanda tekrar geleceğimizi söyledik.

Çiğbörek

Gözleme
Cafe'de isterseniz kahvaltı tabağı, gözleme ve çiğ börek yiyin. İsterseniz Reyhan Hanımın elleriyle yaptığı zeytinyağlı ve mezelerden...Mantıyı'yada yer bırakın mutlaka..
Meraklısına; Kiraz Bahçe, Soyak Yenişehir'de...



21 Nisan 2007

Renkli Kurabiye

Renkli Kurabiye

AĞIZDA ERİYEN, SAĞLIKLI KURABİYELER...
Kurabiyeler için özellikle ağızda dağılan değil, ağızda eriyen kelimesini kullandım. Gerçekten ısırdığınız anda ağzınızda eriyen, özellikle çocuklu evlerde eminim piştiği gün tükenecek lezzette kurabiyeler oluyorlar.

Tarif Siret yenge'den ve emin olun defalarca test edildi :)
Kurabiyelerin en güzel yanı; gıda boyası kullanılmadan yapılması. Kahverengi olanları kakao, yeşil olanları toz antep fıstık ve pembe olanıda hazır toz olarak satılan Vişneli Jöle'nin katılması ile elde edildi.

Üzerindekilerde kahverengi, beyaz ve pembe renkli damla çikolata...

Malzemeler

  • 1,5 Çay Bardağı Pudra Şekeri
  • 100 Gr. (yumuşamış) Margarin
  • 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Su Bardağı Mısır Nişastası
  • 2 Su Bardağı Un
  • 1 Yemek Kaşığı Portakal Marmeladı
  • 1 Çay Kaşığı Vanilya
  • 1 Çay Kaşığı Kabartma Tozu

Yapılışı

  • Sıvı yağı, margarini,pudra şekerini ve portakal reçelini iyice karıştırın. Bir kaba unu, nişastayı, kabartma tozunu ve vanilyayı eleyin.
  • Tüm malzemeleri karıştırıp, yumuşak bir hamur yapın.
  • Hamuru bir oklava yardımı ile açın, kalıpla istediğiniz şekli verin.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, 15-20 dk. pişirin.

19 Nisan 2007

Ekşili Malhıta



KİLİS MUTFAĞINDAN BİR MERCİMEK ÇORBASI DAHA...
Daha önce sizlere
Tatlı Malhıta tarifini vermiştim. Ekşili Malhıta'da yine kırmızı mercimek ile yapılan ama içinde pazı ve bolca sarımsak olan bir çorba.
Biz çalışanların hafta içi yemesi biraz zor ama hafta sonunda, sarımsaklı yemekler sevenler için değişik bir lezzet...

Tarif her zamanki gibi Kilis yemekleri uzmanı canım Siretciğimden.

Malzemeler

  • 1,5 Su Bardağı Kırmızı Mercimek
  • 1 Demet Pazı
  • 1 Adet Limon Suyu
  • 8 Diş Sarımsak
  • 2 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Lt. Su
  • Toz Kırmızı Biber, Nane, Tuz

Yapılışı

  • Yıkanmış mercimek ve yıkanıp doğranmış pazı, toz kırmızı biber ve tuz, su ile birlikte düdüklü tencerede pişirilir. (Siret Yengenin tenceresi Tefal marka ve ikisini birlikte koyup çok kısa sürede pişirebiliyormuş, siz kendi düdüklü tencerenizin pişirme süresini ayarlamalısınız.)
  • Düdüklü tenceredeki karışım pişince, 4 diş sarımsağı ezip, limon suyu ile karıştırarak çorbaya ekleyin. Biraz nane ve toz biber daha ekleyin.
  • Ayrı bir tavada sıvı yağı kızdırın, yağ biraz ılınınca sarımsağın geri kalanını (4 diş) ezip, yağa ekleyin, hafifçe pembeleşinceye kadar kavurun ve çorbaya ekleyin. 1-2 dk. kısık ateşte pişirin. Sıcak ve taze taze servis yapın.

18 Nisan 2007

Fırın Sütlaç

Fırın Sütlaç

ZİYAFETİN TATLI FİNALİ...
Dün akşam arkadaşlarımıza gittiğimizde Karadeniz yemekleri ziyafeti olduğundan söz etmiştim. Kara Lahana Sarması,
Hamsili Pilav, Terbiyeli Çorba ve daha bir sürü çeşit vardı.
Yemekten kalktıktan sonra artık iki gün birşey yiyemeyiz diye düşünürken fırın sütlaç gelmesinmi ? Önce biraz nazlandık ama ilk kaşığı tatmamızla bitirmemiz yirmi saniye falan sürdü:)
Bende hemen tarifini, bütün püf noktaları ile yazıp, sizlerle paylaşmak istedim. Bu arada Gülsüm teyze'nin uzunca bir süre pastane sahibi olduğunu ve kendisinin de pasta ustası olduğunu belirteyim, tarifi gözünüz kapalı uygulayabilirsiniz.

Malzemeler

  • 1 Kg. Süt
  • 250 Gr. Şeker
  • 100 Gr. Pirinç
  • 50 Gr. Buğday Nişastası

Yapılışı

  • Bir tencerede sütü ve şekeri kaynatın.
  • Ayrı bir kapta suda haşladığımız pirinci süzerek, süte ekleyin.
  • Nişastayı biraz su ile bulamaç haline getirip, sütlü karışıma ekleyin.
  • Karışım kaynayıp, kabarınca altını kısın.
  • Ocağı söndürmeden, kısık ateşte bir yandan karıştırıp, bir yandan varsa toprak kaselere, yoksa fırına dayanıklı kaselere doldurun.
  • Kaseleri tepsiye dizip, tepsiyi su ile doldurun.
  • Üzerleri kızarana kadar pişirin.

Hamsili Pilav



TÜRK USULÜ SUŞİ...
Dün akşam yemeği için arkadaşlarımıza davetli idik. Arkadaşımızın annesi, Karadenizli olmasının hakkını teslim etmişti doğrusu. Yemeklerin hepsi muhteşemdi. Özellikle hamsili pilav çok hafif ve lezzetli idi. Ben görüntüsü ve içeriği nedeniyle Hamsili Pilavı, Suşi'ye benzettim. Tabi bizim suşimiz mis gibi pişmişti ve de çok lezzetliydi.

Malzemeler

  • 1,5 Kg. Ayıklanmış Hamsi
  • 1 Su Bardağı Pirinç (Yıkanmış)
  • 1 Adet Taze Soğan
  • Kekik, Tuz, Karabiber


Yapılışı

  • Tepsiye hamsilerin yarısını, beyaz kısmı üste gelecek şekilde diziyoruz.
  • Üzerine pirinç ve küçük doğranmış taze soğanları seriyoruz.
  • Damak tadımıza göre kekik, tuz ve karabiberi ekliyoruz.
  • Hamsinin geri kalanını beyaz kısmı alta gelecek şekilde üzerine diziyoruz. Üzerine erimiş tereyağ gezdiriyoruz.
  • Fırında kızarana kadar pişiriyoruz.

17 Nisan 2007

Bohça Poğaça

Bohça Poğaça

GÖRÜNTÜSÜ ŞİRİN, TADI KLASİK POĞAÇALAR...
Hafta sonu Sofra Dergisinde gördüğüm Fıstıklı Çıkınların görüntüsü çok şirindi. Ben bir kaç başarısız deneme yüzünden, tadına bakmadan sadece fotoğrafını beğendiğim tarifleri yapmaya biraz korkuyorum, bu nedenle bu görüntüyü bildiğimiz klasik poğaça ile denedim.

Benim çıkınlarımda çok şirin ve lezzetli oldular.

Malzemeler

  • 1 Su Bardağı (200 Gr.) Erimiş Margarin
  • 1 Su Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Su Bardağı Yoğurt
  • 1 Yumurta Akı
  • 1 Paket Kabartma Tozu (Dr.Oetker Çeşnili Mahlepli-Susamlı olanını kullandım.)
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • Un (yaklaşık 4-5 Su Bardağı)

Yapılışı

  • Öncelikle sıvı malzemeleri iyice çırpın, kabartma tozu, tuz ve bir miktar unu birlikte eleyerek ilave edin. Azar azar un eklemeye devam ederek, kulak memesi kıvamında bir hamur yapın.
  • Buzdolabında yarım saat kadar dinlendirdikten sonra istediğiniz şekli verip, üzerine yumurta sarısı sürün.
  • 170 derecede ısınmış fırında renkleri turuncu olana kadar pişirin.

Hamuru yaklaşık 8 cm. çapında açıp, içine istediğiniz malzemeyi koyun. (Peynir, haşlanmış patates veya zeytin..) Yanlız özellikle belirteyim, peyniriniz yağlı kahvaltılık peynir olmasın, benimki öyleydi ve peynir içinde eriyerek kayboldu.

Hamuru yoğurduktan sonra limon büyüklüğünde bir parça ayırın ve toz kırmızı biber katarak renginin kırmızı olmasını sağlayın, hamurla minik çubuklar yaparak çıkınlarınızı süsleyin.

Pazar Kahvaltısı

Kahvaltı Sofrası

DOSTLARIMIZLA KAHVALTI KEYFİ...
Pazar günü birkaç arkadaşımız bize kahvaltıya geldiler, bende masamızı sizlerle paylaşmak istedim.
Ben, kahvaltı sofrası hazırlamayı çok seviyorum, henüz beş aylık evli olduğumdan çokda fazla yemek yapmayı bilmiyorum, üstelik kendimi bildim bileli mutfakta hep kek, kurabiye, hamur işleri yapmayı sevmişimdir.
Annemin deyimi ile oyuncaklı işleri. Bu yüzden annem mutfakta hep ana yemekleri kendi hazırlar, hamurlarıda kendi yoğurur, sonrada kendisi sıkıldığı için şekil vermek üzere benim önüme koyardı..
Bu nedenle evlendiğimizden beride dostları, akrabaları ya kahvaltıya yada akşam çayına davet ediyorum.

Soframız, klasik kahvaltı sofrası olduğu için ayrıca tariflerini yazacak bir çeşit yok sanıyorsanız yanıldınız, Kilis yöresine özgü, Züngül Tatlısı, ekmeklerin üzerine sürüp kanape olarak servis ettiğim Muhammara ve Anasonlu Kurabiye ile Peynirli Börek vardı. Hepsinin tariflerini önümüzdeki günlerde yayınlayacağım.

13 Nisan 2007

3 x 3 = Oyun

Sevgili Devletşah, sitesinde 3x3 oyununa katılmış ve banada bir ikramda bulunmuş. Bende uzun zamandır diğer bloglarda takip ettiğim ve zevkle okuduğum bu oyuna katılmış oldum. Bazı yanıtlarım biraz farklı oldu, umarım beğenirsiniz. Teşekkürler Devletşah üstad.

* Daha önce yaşadığım üc sehir?
Tüm hayatım boyunca yaşadığım tek şehir İstanbul, birde iş hayatım başlayıncaya kadar her yaz 3 ay boyunca yaşadığım, hayatımın en tatlı anılarının yaşandığı, şimdi düşündüğümde o zaman ağladığım dertlerimin bile ne kadar komik olduğunu anladığım, baba memleketim Erdek / Balıkesir var.

* Tatil icin gittiğiniz gördüğünüz ve önermek istediginiz üç yer?

Geçen yaz gittiğim ve kelimenin tam anlamı ile aşık olduğum Çeşme (Ilıca, Alaçatı, Mavikoy) , görür görmez evet burası gerçekten aşıklar şehri dediğim Paris, iyiki bizim ülkemizde diye gururlandığım dünya harikası Göcek koyları

* Yaşamak istediğiniz (görmediginiz de olur) 3 şehir?
İstanbul’dan başka bir yerde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu bilmediğim için yaşamak istediğim ve hala doyamadığım yer İstanbul. Mutlaka görmek istediğim ve şimdiden gittiğimde gezmek için notlar tuttuğum, yerler ise 1. Mardin, 2. Newyork, 3. Budapeşte, Viyana, Prag üçlüsü

* Şu anda ki mesleginiz nedir?

3 yıl bankacılık, 3 yılda pazarlama yöneticiliği yaptıktan sonra, yaklaşık 3 yıldır eşimle birlikte onun firmasında, bilişim sektöründe çalışıyorum. (Çalışma yıllarımda tesadüfen oyunun temasına uygun oldu:)

* Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi meslegi yapmak isterdiniz?

Tv programcısı olmak yemek, moda, kültür, sanat üzerine kaliteli programlar hazırlamak isterdim.

* Kesinlikle ben yapamazdim" dediginiz meslek nedir?

Kesinlikle müşteri hizmetleri.. Telefonda yada birebir hiç farketmez, o günkü ruh halim ne olursa olsun, karşımdaki kişiye sürekli güleryüz ve nezaket gösterebilmek bence dünyanın en zor işi.

* Yasam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
Hayatta her şey zehirdir, önemli olan dozdur…

* Bir kitapdan alınma, cok sevdiginiz bir cümle veya paragraf veya bölüm?
Ne yazıkki bende kitaplarda çok etkilendiğim sözleri aklında tutamayanlardanım, beğendiğim paragrafları geri dönüp bir kaç kez okumama rağmen. Aklımda onlarca cümle uçuşuyor ama hiç biri yere konmuyor.

* Cok sevdiginiz bir siirin bir parcası ?
Bunun yerine bir anı anlatmak istiyorum, sevgili Devletşah bana sitesinde Bıldırcın yemeği ikram etmiş, buda beni alıp çook uzaklara 28 yıl öncesine götürdü.
Ben beş, kardeşim ise dört yaşındaydı. Bir gün babam işten elinde kocaman bir koli ile geldi. İçinde iki tane yumurta büyüklüğünde yavru bıldırcın vardı, bunlar sizin güzelce besleyip büyütün dedi, biz kardeşimle bütün günümüzü onların başında geçirmeye başladık, sabah uyanır uyanmaz yüzümüzü yıkamadan yanlarına koşuyor, bütün gün boyunca evde yiyecek ne varsa önlerine koyuyorduk, elimize alıp seviyorduk. Bu şekilde yaklaşık iki hafta geçti, bıldırcınlar kocaman birer portakal gibi oldular.
Bir sabah uyanıp, yanlarına gittiğimizde baktıkki kutu boş, evi aradık, bahçeyi aradık, yoklar…Sanki uçtular. Hemen annemi aradık, birşey söylemedi, sonra başka bir şey için buzdolabını açtığımda birde ne göreyim, tabakta babamın akşam gizlice kesip, pişirdiği, kızarmış iki tane bıldırcın !!!
O anki duygularımı aradan bunca yıl geçmesine rağmen aklıma geçtikçe aynı sıcaklıkta hatırlıyorum, nasıl vejeteryan olmadığıma hala şaşıyorum, ama o günden beri hiç bir hayvana yada tüylü oyuncağa dokunamıyorum.
Devletşah sakın yanlış anlama, bunu seni üzmek için yazmadım, sadece eskilerden bir anıyı hepinizle paylaşmak istedim.

GELELİM İKRAMLARA;

Bu kurabiyeler, doğum günü menusu icin araştırma yaparken Devletşah'ın sitesinde bulduğum ve yaptığım, hemde tanışmamıza vesile olan süslü kurabiyeler. Benim için çok anlamlı olduğu için ilk ikramımı Sevgili Devletşah'a yapmak istedim.


Bu pasta benim kekini kendim hazırladığım ilk pasta, görüntüsüde tadıda çok hoştu, bende bu pastayı blogum için yardımlarını esirgemeyen kendi blogu gibi özenle yardımcı olan, sevgili arkadaşım Özlem'e ikram etmek istiyorum.

Katmer poğaçayı Devletşahın sitesinde, Fatma Hanımın çay saatinde gördüm, orjinal tarif Mutfak güncesinde yer alıyor. Benim ilk mayalı hamur denemem ve çok başarılı oldu, o yüzden bu poğaçayı da blogcudaki sayfamı ilk yaptığım günden itibaren, yorumlarını ve desteklerini eksik etmeyen tüm arkadaşlara, özelliklede Dilekçe'ye, Emel'e (Yemek Günlüğüm) ve Burcu'ya (Gelincik Tarlası) ikram etmek istiyorum.

11 Nisan 2007

Öcce



KİLİS MUTFAĞINDAN FARKLI BİR MÜCVER...
Tarif çoğu zaman olduğu gibi yine Siret yenge'den. Öcce görünüş ve tat olarak, bildiğimiz mücvere benziyor ama içinde kabak ve dereotu yok.

Gerçekten çok lezzetli hem çayın yanında, hemde akşam yemeğinde, ister sıcak, ister soğuk meze olarak yenilebilir.

Malzemeler

  • 1 Bağ (10-12 Adet) Taze Soğan
  • 1 Bağ Maydanoz (ince ise 2 bağ)
  • 1/2 Bağ Taze Nane
  • 3 Yumurta
  • 3 Yemek Kaşığı Un
  • 7-8 Diş Sarımsak
  • Kimyon
  • Tuz
  • Toz Kırmızı Biber

Yapılışı

  • Tüm yeşillikler robotta incecik çekilir, yada elde çok ince doğranır.
  • Yumurta ve un çırpılır, baharatlar ve yeşillikler ilave edilerek karıştırılır.
  • Bol yağda, yağın içine kaşıkla bırakılarak kızartılır.
  • Peçete serdiğimiz bir tabağa alınarak yağın fazlası süzdürülür.


Sebzeli Köfte

Sebzeli Köfte

ÇOK AMAÇLI KÖFTELER...
Bu tarifte Siret Yenge'den, zaten bir yemek blogu yapmaya karar verdiğimde, onun sayesinde hiç tarif sıkıntısı çekmeyeceğimi biliyordum.

Köfteler için çok amaçlı dememin nedeni de; isterseniz kızartıp, pilav, patates kızartması vb. ile birlikte servis edebilir, yada patates ve salçalı sos ile İzmir Köfte şeklinde yapabilirsiniz.

Malzemeler

  • 1/2 Kg. Köftelik Kıyma
  • 1/2 Adet Havuç
  • 2 Adet Sivribiber
  • 1 Orta Boy Kuru Soğan
  • 1 Çay Bardağı Galeta Unu
  • 1 Yumurta
  • 9-10 Dal Maydanoz
  • Nane
  • Karabiber
  • Kırmızıbiber
  • Tuz
  • Köfte Baharı

Yapılışı

  • Havucu rendenin ince tarafıyla rendeleyin, sivribiber, maydanoz ve soğanı çok küçük doğrayın. Tüm malzemeleri karıştırıp, iyice yoğurun. İstediğiniz şekli verip, sıvı yağda kızartın.

09 Nisan 2007

Lebeniye



KİLİS MUTFAĞINDAN NEFİS BİR YOĞURT ÇORBASI...
Lebeniye; Kilis mutfağının yüzlerce nefis lezzetinden biri. Basma yoğurt denilen, yöreye özgü süzme yoğurt ile yapılıyor. Basma yoğurt bulamazsanız, ekşi süzme yoğurt ile de yapabilirsiniz, yine çok güzel oluyor.

Malzemeler

  • 1 Su Bardağı Yoğurt
  • 1/2 Su Bardağı Süzme Yoğurt
  • 1/2 Su Bardağı Pirinç
  • 1 Su Bardağı Haşlanmış Nohut
  • 300 Gr. Haşlanmış Et
  • 4 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
  • Nane
  • Tuz

Yapılışı

  • Küçük kuşbaşı şeklinde doğranmış eti ve nohutu yaklaşık 1,5 Lt. suda haşlayın. Et ve nohutun pişmesine yakın pirinç ekleyin.
  • Kaynayan et suyundan 1/2 bardak alın ve robotta yoğurtlar ile birlikte çırpın. (Bu işlemi yoğurdun kesilmemesi için yapıyoruz.)
  • Yoğurtlu karışımı, kaynamakta olan çorbaya azar azar yedirerek ekleyin ve kısık ateşte 5 dk. kadar pişirin.
  • Altını kapatınca, ayrı bir yerde kızdırdığınız sıvıyağ ve naneyi üzerine gezdirin.

Mudurnu - Göynük Gezisi

Hafta sonu eşim ve arkadaşlarımız ile Mudurnu, Göynük ve Sünnet Gölü civarını gezerek mini bir tur yaptık. Gezide hepimizin ilgi alanları farklı idi, eşim ve arkadaşı evler, sokaklar ve doğa fotoğrafları çekmek için uygun zamanları kollarken, bende yöresel ürünler, yiyecekler ve tarifler bulmaya çalışıyordum. Gezinin sonunda hepimiz amaçlarımıza ulaşmış ve mutlu olarak evlerimize döndük.


Cezerye ................................................. Osmanlı Sucuğu

Gezideki ilk durağımız Adapazarı yolu üzerindeki Berceste Tesisleri idi. Kahvaltı yapmak için girdiğimiz tesiste doğal ürünler bölümünü görünce kelimenin tam anlamı ile başım döndü. İkinci resimdeki Osmanlı Sucuğu'nun %75 i dana etinden oluşuyor ve yapımı neredeye pastırma kadar zahmetliymiş.


Neredeyse onlarca çeşit kuruyemiş vardı, benim en çok dikkatimi çeken ise minicik küp şeklinde doğranmış kuru kayısı, kuru incir ve bezelye büyüklüğünde kavrulmuş fındıklar oldu. Gözümün önüne hemen bu yemişler ile yapılacak kek ve kurabiyeler geldi. Tabi hepsinden biraz aldım.İlk fırsatta deneyeceğim.



Mudurnuya gelipte, buradan söz etmemek olmaz. Mudurnu küçücük şirin bir kasaba, çevreyi dolaşmak en fazla bir saat sürüyor, ortasından zayıf bir dere akıyor ve iki katlı ahşap evler, dar sokaklardan oluşuyor. Ne yazıkki evlerin çoğu terkedilmiş yada çok bakımsız. Aklıma hemen keşke buradaki evlerde Safranbolu evleri gibi restore edilse, ne kadar şirin olur düşüncesi geldi.



Mudurnu Saat Kulesi... Saat Kulesini görmek için tepeye çıkınca bütün kasabayı yukarıdan görmüş oluyorsunuz. İkinci resim, yapımına cami olarak başlanan, ancak kral söz verdiği halde hristiyan olan mimara kızını vermekten vazgeçince, mimarın tepesine haç yerleştirerek bitirdiği bir yapı...


Mudurnu'da az sayıdaki bakımlı evler ve konaklar, restore edilerek otele dönüştürülmüş. Bizim kaldığımız Keyvanlar Konağı'nın dış görünüşü ve aslına uygun olarak düzenlenen odaları çok hoştu.
İkinci resim de Mudurnu El Sanatları Merkezi.



Mudurnu Bakırcılar Çarşısı

Mudurnu'da cumartesi günleri pazar kuruluyor. Hanımlar, hepsi ev yapımı olan erişte, kaşık sapı, keş, tarhana, kızılcıklı tarhana, tereyağ, yufka gibi ürünlerini satıyorlar. Resimde görülen beyaz kalıplar şeklinde gördüğünüz Keş, kurutulmuş süzme yoğurt. Rendelenerek eriştenin yada Kaşık Sapı makarnasının içine konuyor, yada dilimler halinde kesilerek kahvaltıda yemek için kızartılıyor, lezzetli ama çok tuzlu. Ben ürünlerden aldım ve teyzelerden nasıl yapılacağını öğrendim, ilk fırsatta deneyip sizlerlede paylaşacağım.

Gezideki ikinci durağımız Göynük.. Buradaki evler Mudurnu'ya göre çok daha bakımlı ve çevre tertemiz.

Göynük Saat Kulesi ............. ..........Akşemsettin Türbesi


Sünnet gölüne giderken, tesadüfen tabelasını görüp yolumuzu değiştirdiğimiz Çubuk Gölü... İkinci resimdeki yeldeğirmenleri Rüzgarlı Bahçe tv dizisi için gölün kenarına inşa edilmiş, dizi yayından kalkmış ama geriye turistik bir bölge bırakmış.

Gezimizin son durağı Sünnet Gölü gerçek bir doğa harikası. Çevresinde sadece bir tesis var ve dokuyu hiç bir şekilde bozmamış. Ailece bol oksijen depolamak ve doğa fotoğrafı meraklıları için bulunmaz bir yer. Daha önce gitmemiş olanlara kesinlikle tavsiye ediyorum. Eminim hayran kalacaksınız.

06 Nisan 2007

Kaşarlı Kurabiye

Kaşarlı Kurabiye

GALETA UNU İLE ÇITIR KURABİYELER...
Bu kurabiyeler Selçuğun Doğum Günü Menüsü'nde vardı, herkes tarafından çok beğenildi ve hem doğum gününe katılanlar, hemde Devletşah'a yorum yazanlar tarafından tarifi istendi.
Tarifi, sevgili Nagehan Abla'ya ait.
Kurabiyeleri bir kaç kez yaptım, hamuru herçekten çok lezzetli oluyor ama içine kaşar koyduğunuzda kurabiye soğuyunca kaşarda sertleşiyor ve bu hali benim pek hoşuma gitmedi.

Zeytinli ve patatesli denedim, özellikle zeytinli bir harika oluyor.
Beyaz peynir ile de güzel olur diye düşünüyorum ama henüz denemedim. Kurabiyeyi bolca yapıp buzluğada atabilirsiniz, çıkarınca kısa süre fırında ısıtırsanız, yeni yapılmış gibi nefis oluyorlar.

Malzemeler

  • 250 Gr. (1 Paket) Margarin
  • 2 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 2 Çay Bardağı Yoğurt
  • 2 Adet Kabartma Tozu
  • 2 Çay Kaşığı Tuz
  • 1 Yumurta Sarısı
  • Un (yaklaşık 3 su bardağı)

Yapılışı

  • Tüm malzemeleri (unu azar azar ekleyin) karıştırın ve yumuşak kıvamda bir hamur yapın. Hamuru oda sıcaklığında yarım saat dinlendirin.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, içine bir tutam rendelenmiş kaşar koyun, kapatıp yuvarlayın.
  • Üzerlerine yumurta akı sürüp, galeta ununa batırın. Yağlanmış yada yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin.
  • 180 derecede ön ısıtma yapılmış fırında, üzeri hafif pembeleşene kadar pişirin.

05 Nisan 2007

Portakallı Kurabiye

Portakallı Kurabiye

MİS KOKULU ANNE KURABİYELERİ...
Kurabiyelerin tarifini, daha doğrusu ölçülerini Portakal Ağacı'ndan aldım:)
Neden derseniz, bu kurabiye annemin sıklıkla yaptığı, üç dört klasik tarifinden biridir ve tahmin edeceğiniz gibi ölçüleri de göz kararıdır :)
Ben özellikle, pişerken evin içine yayılan kokuya bayılıyorum, inanın kurabiyelerin kendisinden daha güzel :)
Sizde benim gibi bazı şeylerin, örneğin kahvenin, kendisinden çok etrafa yaydığı kokuyu sevenlerdenseniz, bu kurabiyeyi öneririm.

Malzemeler

  • 3 Adet Portakal
  • 6 Yemek Kaşığı Toz Şeker
  • 2 Adet Yumurta Sarısı
  • 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Paket (250 gr.) Margarin
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Paket Vanilya
  • Un (Aldığı kadar)

Yapılışı

  • Öncelikle portakalların kabuklarını rendeleyip, bir yemek kaşığı şeker ile karıştırın.
  • Portakalların suyunu sıkıp, tüm malzemeleride katarak yumuşakça bir hamur yoğurun. (Hamuru; üzerini örterek yarım saat kadar dinlendirebilirseniz iyi olur)
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, yuvarlayın. Arzu ederseniz tepsiye dizdikten sonra, üzerlerine hafifçe çırpılmış yumurta akı sürün ve toz şeker serpin.
  • 180 derece ısıtılmış fırında, 25-30 dk. kadar pişirin.

Un Kurabiyesi

Un Kurabiyesi

AĞIZDA DAĞILAN UN KURABİYELERİ...
Bu gün annemin, artık gözü kapalı yaptığı, hiç bir formülü yok desede benim bir türlü onun gibi yapamadığım un kurabiyesi tarifini sizlerle paylaşmak istedim.

Ben aynı lezzeti yakalamak adına, yağı kaynatıp suyunu buharlaştırmak, hamura nişasta eklemek gibi sayısız formül denedim :)
Hepside ayrı ayrı güzel oldu ama annemin ki... İşte o bambaşka :)
Isırdığınızda ağızda eriyen, unları boğazınıza yapışıp size boğulma tehlikesi atlattıran gerçek un kurabiyesi tarifi; aşağıda :)

Malzemeler

  • 1 Paket (250 Gr.) Margarin
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Pudra Şekeri
  • 1 Paket Vanilya
  • 1 Çay Kaşığı Kabartma Tozu
  • Un (4 - 4,5 su bardağı)

Yapılışı

  • Öncelikle 3 su bardağı un, kabartma tozu, vanilya ve pudra şekerini bir kaba birlikte eleyin.
  • Oda sıcaklığında yumuşamış margarini, toz malzemelere ekleyin ve kalan unu kaşıkla azar azar ekleyerek, oldukça yumuşak bir hamur yoğurun. Hamur elinize yapışmayan bir kıvama geldiğinde un eklemeyi bırakın.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, yuvarlayın, üzerine hafifçe bastırın ve yağlanmış tepsiye dizin.
  • Önceden ısıtılmış, 170 derecelik fırında, 20-25 dk. renkleri beyaz kalacak şekilde pişirin.
  • Fırından çıkıp biraz ılınınca, üzerine bolca pudra şekeri serpin.

& Kurabiyenin piştiğini anlamak için, alt kısmına bakın, hafifçe pembeleşmiş ise olmuş demektir.


Açma

Açma

YUMUŞACIK AÇMALAR...
Bu açmalar sevgili kayınvalidemin mükemmel yaptığı, yaptığı zaman bolca yapıp bizlerede verdiği, benim de misafir geldiği zaman cankurtaran simidi gibi buzluktan çıkarıp ısıttığımız lezzet parçaları.

Ben açmayı eskiden beri çok seviyorum, simitçiden bile simit yerine açma alıp yerdim, ama bu açmaları tattıktan sonra artık dışarıda açma yiyemez oldum. Deneyince eminim sizlerde benim gibi düşüneceksiniz.

Malzemeler

  • 1 Lt. Süt
  • 1 Paket (250 Gr.) Margarin
  • 2 Paket (84 Gr.) Yaş Maya
  • 6 Yemek Kaşığı Sirke
  • 1 Yemek Kaşığı Tuz
  • 12 Yemek Kaşığı Şeker
  • Un (aldığı kadar)

Üzeri için;

  • 3 Adet Yumurta Sarısı
  • 1 Yemek Kaşığı Pekmez
  • 2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
  • Çörek Otu - Susam

Yapılışı

  • Tüm malzemeler (margarin hariç) bir kasede karıştırılıp, azar azar un eklenerek kulak memesi kıvamında bir hamur yoğurulur. Hamurdan limon büyüklüğünde parçalar koparıp, avuç içi büyüklüğünde açılır.
  • Açtığımız hamurun üstüne, iki fındık büyüklüğünde yumuşamış margarin veya tereyağ sürülür. (Kayınvalidem bir çok denemeden sonra, bu açmanın en güzel "Sana" marka margarin ile güzel olduğunu, daha çıtır olduğunu söyledi. Diğer yağlar ile denediğinde hem istediği gevreklikte olmamış, hemde yedikten bir süre sonra midede yanma oluşuyormuş.)
  • Rulo şeklinde, hafifce ezerek sarılır, meydana gelen rulo ile bir düğüm atılarak, yağlanmış tepsiye konur. Hamur bitene kadar aynı işlem tekrarlanır.
  • Sıcak bir ortamda 1,5 saat mayalanmaları için bırakılır. (Ortam soğuk ise süre uzayabilir.)
  • Açmalar mayalandıktan sonra, üzeri için hazırlanan karışım üzerlerine sürülür, çörekotu ve susam serpilir.
  • 180 derecede, üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.

NOT 1: Açmalar mayalanırken bir hayli şişeceği için, tepsiye aralıklı olarak dizin.

NOT 2: Açmalar fırından çıkınca üzerlerine 5 dk. ıslak bez örtün.

NOT 3: Yukarıdaki ölçüler ile yaklaşık 35 adet açma çıkıyor, siz isterseniz ölçülerde azaltma yapabilirsiniz, ama buzlukta uzun süre taze kaldığı için fazla yapmanızda bir sakınca yok.


03 Nisan 2007

Tatlı Malhıta



YÖRESEL MERCİMEK ÇORBASI...
Mercimek çorbası genellikle, ana malzemesi kırmızı mercimek ile birlikte pek çok sebze eklenerekde
pişer evlerimizde.
Bu çorba Kilis mutfağına özgü bir mercimek çorbası... İçine pazı eklenirse, Ekşili Malhıta oluyor, bu haliyle de çok doyurucu bir çorba. "Bu kadar az malzeme ile bu kadar lezzetli bir çorba olur mu?" diyenlerdenseniz benim gibi, deneyin, görün. Eminim beğeneceksiniz.

Malzemeler

  • 200 Gr. Kırmızı Mercimek
  • 1/2 Çay Bardağı Pirinç
  • 1 Çay Kaşığı Toz Kırmızıbiber
  • 1 Çay Kaşığı Kimyon
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • 1 Lt. Su

Yapılışı

  • Kırmızı mercimeği ve pirinci yıkayıp, diğer malzemeler ile birlikte düdüklü tencerede pişirin. (Düdüklü tencere kullanmıyorsanız, arada suyunu kontrol ederek, kısık ateşte mercimek ve pirinç pişene kadar kaynatın)
  • Mercimek ve pirinç pişince, kimyon ve toz kırmızı biber serpin, ayrı bir tavada kızdırdığınız 1 su bardağı zeytinyağını üzerine dökün. Kısık ateşte 1-2 dk. daha pişirin ve altını kapatın.

NOT: Çorbanın en önemli özelliği piştikten hemen sonra, servis yapılması, bekleyince biraz katılaşabiliyor. Üzerine bir miktar kaynamış su ilave edilerek karıştırılırsa,tekrar kıvamını buluyor.

Çay Kurabiyesi



GÖRÜNÜMÜ ŞIK SADE KURABİYELER...
Siret yengenin çayın yanına yaptığı, fazla tatlı olmayan, yemesi hafif, kıtır kurabiyeler.

Kurabiyelerin şekillerini, tabanca ya benzeyen bir alet ile yapıyor. Siz hamuru oklava ile ince bir şekilde açarak, istediğiniz kalıplar ile şekil verebilirsiniz.
Şeker hamuru ile kurabiye yapacaksanız, pişince şekli değişmeyen, temel kurabiye hamuru olarak kullanabilirsiniz.

Malzemeler

  • 1 Paket (250 gr.) Margarin veya Tereyağ
  • 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Çay Bardağı Süt
  • 1 Su Bardağı Pudra Şekeri
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Paket Vanilya
  • 3 Su Bardağı Un
Yapılışı

  • Öncelikle, yumuşamış margarin ve pudra şekerini yoğurun.
  • Sıvı yağ ve sütü ekleyip yoğurmaya devam edin.
  • Un, kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek, azar azar karışıma ilave edin ve yoğurmaya devam edin.
  • Kulak memesi kıvamında bir hamur elde edip, yarım cm. kalınlığında açın, kalıpla istediğiniz şekilleri verin.
  • 180 derecede önceden ısınmış fırında, 15-20 dk. pişirin.

NOT: Siret yenge bu kurabiyenin en önemli püf noktasının unu azar azar yedirerek eklemek olduğunu söyledi, yoksa hamurun kıvamı istediğimiz gibi olmuyormuş, un miktarı ölçüden daha az yada daha fazlada olabiliyor, kulak memesi diye tabir edilen bir hamur elde ediyoruz.

02 Nisan 2007

Ayva Tatlısı

AyvaTatlısı

YAZ GELMEDEN... AYVA BİTMEDEN...
Artık bahar geldi, yaz ise çok yakında. Marketlerde çok az ayva görüyoruz, gerçi bu sene pek de bol olduğu söylenemezdi ama...

Ayva tatlısı sevenler için son bir hatırlatma yapmak istedim.
Tarif; yine hünerli yengemiz, canım Siret'ciğimden...

Malzemeler

  • 5 Adet (iri) Ayva
  • 2,5 Su Bardağı Şeker
  • 2,5 Su Bardağı Su
  • 3-4 Damla Limon Suyu

Yapılışı

  • Ayvaları ikiye bölüp, çekirdeklerini temizleyin, kararmaması için soğuk limonlu suya atın.
  • Her yarım ayvanın göbeğine, 1/2 su bardağı şeker, 1/2 su bardağı su koyun.
  • Ayvanın çekirdeklerini de üzerine renk vermesi için serpin, bu şekilde rengi turuncu oluyor. Kırmızı olmasını isterseniz, 1-2 damla kırmızı gıda boyası damlatabilirsiniz.
  • Tatlıyı ocakta kısık ateşte, ayvalar yumuşayıncaya kadar pişirin.
  • Pişmesine yakın şerbete 3-4 damla limon suyu sıkın.
  • Soğuyunca çukurlarına kaymak koyup, toz antep fıstığı ile süsleyin.

Blog Widget by LinkWithin