25 Mayıs 2010

Patlıcan

Patlıcan 3

PATLICAN İLE BARIŞMA ZAMANI ŞİMDİ :)
Bugüne kadar patlıcanı hep çekinerek yedik, "içinde nikotin var" dediler, "hiç bir besin değeri yok, yemek ile yememek arasında fark yok, boşuna neden yiyelim" diyenleri bile duyduk :)
Ama öyle değilmiş...
Eşim; "yaradılan hiç bir şey faydasız değildir, mutlaka ama mutlaka bir işlevi vardır" sözünü çok kullanır.
Patlıcan için de durum farklı değil... Hani "deprem öldürmez, kötü yapılmış bina öldürür" denir ya, o hesap...
Patlıcanı atarsak yağın içine, bir güzel kızartırsak - ki bana göre en güzel hali ne yazık ki bu :) - e zararlı olur tabi ama diğer kızartmalar ne kadar zararlı ise o kadar zararlı patlıcanda...
İnterneti bir güzel taradım yine, patlıcan ile ilgili çok güzel bilgiler topladım ve dediğim gibi bugüne kadar duyduğumuz efsanelerin doğru olmadığını öğrendim.
Patlıcan; mevsiminde tüketirsek eğer gayet faydalı bir besinmiş.
Mümkünse az kızartıp, bol közleyelim ya da zeytinyağlı yemeğini yapalım yanlız :)

HÜNERLOPEDİ - PATLICAN
Mavi sebzeler denilince akla gelen ilk isim elbette ‘patlıcan' oluyor. Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir.
Patlıcan bitkisinin tohumları, meyve etinin içine yerleşmiş durumda küçük, hafif yassı ve parlak sarımtırak kahverengidir. Bir patlıcanda, ortalama 500-5.000 adet tohum bulunur.
Bitkinin erselik özellik taşıyan mor renkli çiçekleri kendi kendisini döller. Ancak bal arısı ya da diğer böcekler aracılığıyla yabancı patlıcan çiçekleriyle de döllenebilir.
Sıcak iklim sebzesidir. Soğuk havayı sevmez ve sıcaklık -2, -3 olduğunda hemen ölür.
Tropik bölgelerde çok yıllık bitki özelliği gösterirken bu kuşağın dışındaki iklim kuşaklarında tek yıllıktır.
Patlıcanın fazla bir besin değeri içermediği gibi bazı yanlış bilgi vardır; meyvesinde yağ, karbonhidrat ve protein miktarları göz ardı edilebilecek değerlerde olduğu düşünülse de çok faydalıdır.
Latincesi; Solanum melongena
Yaygın kullanımlar; Badincan, Balcan

TARİHÇE
Patlıcanın anavatanı Hindistan’dır, beşinci yüzyıldan beri Çin’de ve Hindistan’da yetiştiriliyordu.
Yayılışı Hindistan’dan Afrika’ya doğru olmuştur. Avrupa’ya 16. yy. da İspanyollar tarafından getirilmiştir. İspanyollar, patlıcanı sevmişlerdi ama diğer Avrupa ülkelerinin bu yararlı sebzeyi benimsemeleri uzun zaman aldı. Nedense Avrupalılar, patlıcanın deliliğe yol açtığına, cüzzam ve kanser gibi hastalıklara neden olduğuna inanmışlardı.
Bugün durum çok farklı. Artık tüm dünya patlıcanın nimetlerini biliyor. Aslında patlıcan, zengin bir vitamin kaynağı değil. Ancak saponin adıyla bilinen bir fitokimyasal maddeyi içeriyor. Saponin, alerjilere ve iltihaplanmalara karşı vücudu koruyor. Ayrıca kandaki kolesterol oranının düşmesine de yardımcı oluyor.
Uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda patlıcanın çok önemli bir özelliği daha ortaya çıkarıldı;
Patlıcan, meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme programına katıldığı zaman yaşlanma sürecini de geciktiriyor ve ciltte kırışıkların belirmesini geciktiren önemli bir unsur.
Strese, yaşlanmaya ve zihinsel sorunlara karşı patlıcan çok etkili bir silah.

İLGİNÇ :)
Doğada patlıcanı besin olarak tüketen tek canlı insandır.
Bunun nedeni; insan bünyesinde az miktarda nikotin bulunmasıdır.

Patlıcan 1

DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE ÜRETİMİ
Dünya patlıcan üretimi 1994 yılından itibaren düzenli olarak artarak, 2003 yılında %84 artışla 29,5 milyon tona ulaşmıştır
Bu artışta önemli patlıcan üreticisi ülkelerin payı olduğu görülmektedir. Nitekim dünyada önemli üretici ülkeler olan Çin, Hindistan, Türkiye, Mısır, İtalya ve İspanya’da patlıcan üretimi son on yılda %21 ile %118 arasında artmıştır.
Türkiye şartlarında patlıcan üretimi hem tarlada hem serada yapılabilmekte, fakat iklim ve toprak isteği yanında bakım şartları ve ekim nöbeti tercihinden dolayı her bölgede yetiştirilememektedir.
Türkiye’de patlıcan üretimi yapılan en önemli iller; İçel, Antalya, Şanlıurfa, Hatay, Aydın, Bursa, Adana ve Samsun’dur. Balıkesir’in Gönen ilçesinde patlıcan üretimi yüksektir. Bu yüzden nakliye firmaları arasındaki rekabet doruktadır.
Diğer yandan Türkiye’nin en fazla patlıcan ihraç ettiği ülkeler arasında; Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Hollanda, Romanya, Rusya ve Belçika-Lüksemburg yer almaktadır
Patlıcan Akdeniz bölgesi için önemli bir sebze türüdür.
Başlangıçta serada alternatif tür olarak yetiştirilmekte iken bugün örtü altı yetiştiriciliğinde domates, salatalık ve biberden sonra dördüncü sırada yer almaktadır.
Ülkemizde en çok yetiştirilenleri; ince uzun kemer patlıcanı, orta boy ve ucu sivri Halkapınar patlıcanı ile yuvarlak ve küt olan bostan (topan) patlıcanı çeşitleridir.

FAYDALARI
Kalori değeri düşük bir besin olan patlıcanda A, C ve B vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir mineralleri bulunur. Uzmanlar; patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğu için, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor.
Ayrıca;
• Sinirleri yatıştırır ve tansiyonu düşürür.
• Kalp çarpıntısını giderir ve kalbi sakinleştirir.
• Bağırsakları yumuşatır ve idrar söktürür.
• Kandaki kolesterol seviyesini düşürür ve damarları yüksek kolesterolün yarattığı kötü etkilerden korur, damar tıkanıklığına iyi gelir.
• Kansızlığı giderir, kanın artmasına yardımcı olur.
• Karaciğerin ve pankreasın çalışmasını düzenler.
• Böbrek ağrılarını ve yanmasını azaltır.
• Basura iyi gelir.
• İçerdiği yüksek orandaki lifiyle pekliğe (hazımsızlığa) iyi gelir.
• İstemsiz kas kasılmalarını önleyen maddeler içermektedir.
• Vücuttaki fazla suyu (ödemi) dışarı atar ve kilo vermeye yardımcı olur.
• Patlıcan yedirilen hayvanlarda, özellikle mide kanserine çok seyrek rastlandığı gözlenmiştir. İnsanlarda da aynı etkiyi yapıp yapmadığı araştırılmaktadır.
• Patlıcan lapa haline getirilip yanıklara konursa faydası görülür.

Patlıcan 2

DİKKAT !
• Olgunlaşmamış patlıcanda solanin adlı bir madde bulunur. Böyle patlıcanları çiğ olarak yemek, bu madde nedeniyle zehirlenmelere yol açabilir. Ancak patlıcan pişirildiğinde bu madde parçalanarak yok olur.
• Ayrıca, güç sindirilen bir besin olduğundan çocuklara, patlıcan yemesi için ısrar edilmemelidir.
• Cilt hastalıkları, şeker, mide, bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.

BESİN DEĞERLERİ
100 gr. taze patlıcanın içerdiği önemli besin değerleri şunlardır;
• 24 kalori
• 1,1 gr. Protein
• 5,5 gr. Karbonhidrat
• 0 kolesterol
• 2 gr. Yağ
• 1 gr. Lif
• 37 mgr. Fosfor
• 15 mgr. Kalsiyum
• 1 mgr. Demir
• 1 mgr. Sodyum
• 15 mgr. Potasyum
• 30 IU A vitamini
• 0,05 mgr. B1 vitamini
• 0,04 mgr. B2 vitamini
• 0,05 mgr. B3 vitamini
• 0,081 mgr. B6 vitamini
• 5 mgr. C vitamini.

PATLICAN ve HORMON
Türkiye'de, hava sıcaklığının yeterli olmadığı aylarda ve seralarda; 13 derecenin altında soğukta tutulabilmesini ve döllenmeyi sağlamak amacıyla bir kısım üreticilerce, hormon olarak nitelendirilen 'bitki gelişimini düzenleyicileri” kullanılıyor.
Her ne kadar açık alan yetiştiriciliğinde hormon kullanılmıyor ise de örtü altında patlıcan yetiştiriciliğinde hormon kullanımı üreticiler tarafından neredeyse olmazsa olmaz olarak algılanmaktadır.
Bu durum; 15 Kasım ile 15 Mayıs arasındaki hasat edilen bütün patlıcanların hormonlu olduğu anlamına gelmektedir.
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü'nün; ''bitki gelişimini düzenleyiciler (bgd) hormonlar'' başlığı ile hazırladığı çalışmaya göre de, bitki büyüme ve gelişmesinde en önemli rol oynayan hormonlardan 5 ana hormon grubunun, bitkinin bünyesinde bulunduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuş.
Bunlar; oxinler, sitokininler, gibberellinler, etilen ve aba.
Bakanlığa göre, Türkiye'de yalnızca domates, patlıcan ve kabakta zaman zaman kullanılıyor ve bu hormonlar insan sağlığına zarar vermiyor.
Sebze tarımında, hormonda doz aşımı söz konusu değil, gönül rahatlığı ile yenilebilir.
Hormon sadece havaların soğuk olduğu Aralık, Ocak ve Şubat aylarında kullanılıyor ve sebze 50-60 günde olgunlaşırken hormon parçalanıyor.
Havaların sıcak olduğu bu dönemde ise zaten kullanılmıyor.
İnsanlar, günlük kullanım miktarları ile kesinlikle risk altına girmiyor.

ATO ve TZD tarafından hazırlanan raporda yiyeceklerle ilgili dikkat edilmesi gereken noktalara göre;
• Patlıcan içi süngerimsi ve çekirdeksizse, hormonlu olduğu anlamına geliyor.
• Patlıcan; 15 Kasım-15 Mayıs tarihleri arasında yenilmemelidir.

Patlıcan 4

Kaynaklar;
http://bahce.biz/bitki/sebze/patlican.htm
http://www.lezzetvadisi.com/sebzelerin-faydalari/patlicanin-faydalari.html
http://www.tireboluforum.com/patlicanin-faydalari-yararlari-ve-zararlari-tirebolu.html

http://tr.wikipedia.org/wiki/Patl%C4%B1can

21 yorum:

Ege dedi ki...

Canım eline sağlık, çilek gibi çok faydalı ve kapsamlı bir yazı olmuş...

SeViL ( DenizFeneri ) dedi ki...

Bilgiler için cok teşekkürler..
Türk mutfagının vazgecılmezidir patlıcan..
İmambayıldı sına doyum olmaz karnıyarığı hiç dile getirmiyorum bile..

Sevgiler..

Adsız dedi ki...

bu yazının üzerine,bu akşam mutfağa girip muhteşem bir karnıyarık ve pilav-cacık üçlüsüyle menü yapıp bize ertesi gün sitende sunabilirsin:))
Fatoş

yüksell dedi ki...

Merhaba müge hnm bilgiler için çok teşekkür ederim yalnız buzluğa koyabilecekmiyiz yada ne şekilde koyabiliriz bunun içinde bilgi verebilirseniz sevinirim teşekkürler
yüksel...

Dilek CANDAN dedi ki...

Müge'ciğim;araştırmaların ve bizi aydınlattığın için teşekkürler.Süpersin, zaman ayırıp bunları bize sunmana bayılıyorum:)))))
Patlıcan sever olarak faydalarının kanıtlanmasına sevindim açıkçası.
Sevgiler.....

Zeynep dedi ki...

patlıcanı çok severim ama bu kadar faydalı olduğunu bilmiyordum:))
öpüyorum canım

sevil(birdemliksohbet) dedi ki...

müğecim patlıcanı çok severim ne zaman olsa yerim oh artık mevsimide geldi laf aramızda bugun öglen yemekte yedim :))

Tümay dedi ki...

İlle de patlıcan diyenlerdenim:) Ama bende bu kadar çok faydalı olduğunu bilmiyordum. Saol bilgiler için:) Ben her türlü yemeğini çok çok severim. Sevgiler...

annemineli dedi ki...

Bende patlıcangillerdenim, her çeşit yemeğini yapmaya çalışırım,faydalarını biliyordum ama bu kadarını bilmiyordum.Katkıda bulunduğun için çok teşekkürlerrr.Sevgilerrrrrr.....

Eya dedi ki...

Mügeciiiigim...sen artik tamamen arastirmaci yazar kategorisine terfi ettin. Bilgiler harika,ama bende en cok kizartmasini seviyorum...ama közlenmisi de harika tabii...bui arada asagidaki sofrayi kacirmisim. Saatlerce inceledim durdum...süpersin....ellerine sagli, sevgilerimle

zehra

Tülin dedi ki...

Selam Mügecim,
patlican tarifini not ettim. Kismet olursa yarin yapacagim. Patlican hakkinda bizi bilgilendirdigin icin ayrica tesekkür ederim. Kasim ile Mayis arasinda tüketilmesi salik veriliyorsa, biz mayis bitince yememeli miyiz? Turfanda olmadigi icin mi? Patlicanin tatlisini bile yapiyorlar yahu. Televizyonda görmüstüm. Patlican sünger gibi oldugundan ne ile pisirirsen onun tadini veriyor.

Denise Dumont dedi ki...

Esse blog é uma docura!!!
Saudações.

Mutfak Önlüğü dedi ki...

Merhabalar :)

Cok basarili bir arastirma yazisi olmus :)

Patlıcan hamile bayanlara ve cocuklara da onerilmeyen bir sebze... En guzel tuketilen sekli ise tabii ki kizartma :)
Kozlemesi ile yapilan salata :)
Yenmemesi gereken tarihleri de sayenizde ogrenmis olduk :)

Müge dedi ki...

Sevgili Yüksell;
Buzluğa közlenmiş şekilde koyabilirsiniz.

Sevgili Tülin;
Bir yanlış anlama söz konusu sanırım.
Patlıcanı kış aylarında, yani 15 Kasım'dan itibaren 15 Mayıs'a kadar yemek sağlıklı değil. Sıcak havaları sevdiği için, kış aylarında serada hormon kullanılıyormuş çünkü.

sahika dedi ki...

Nedense bana 15'tan önceki patlıcanlar daha lezzetli gelir, diğerleri çekirdekli ve kara oluyor.. Demek ki serada yetiştiği içinmiş.

Güzel bilgiler için teşekkürler:)

Tülin dedi ki...

Aaaah orayi okurken uyumusum herhalde ;o). Neyse bugün dedigim gibi aksam yemegi soguk büfeydi ve sofranin yildizi patlican salatasiydi. Tesekkürler.

müjgan dedi ki...

Müge hanım bende bir patlıcan severim ama inan bukadar bilgi okumamıştım.Adana,Mersin,Osmaniye ve Hatay illerinde yetişen patlıcanın lezzeti çok güzel ve bostan ve kemer patlıcaları gibi acı değil hem boyları küçük olur içi kısmı çok beyaz olur belki biliyorsundur ama Osmaniyeli olarak çok iyi bildiğim için patlıcanı bilmeyenler bilgilensin diye yazdım sağlıcakla kalın elinize sağlık.Müjgan

Adsız dedi ki...

Merhabalar.
Ben kuru patlıcan dolmasını çok severim de :)
kendimiz evde patlıcanı kurutabilir miyiz? İstanbul un hava şartlarında kurur mu?

kurutma şansımız varsa nasıl kurutabilirim bilgi verirseniz sevinirm.

Sevgilerle Neşe...

Müge dedi ki...

Sevgili Neşe;
İstanbul'un havası çok nemli olduğu için, sebze kurutmak mümkün olmuyor ne yazıkki.
Kilis gibi, nem oranının çok düşük olduğu yerler, sebze kurutmak için ideal mesela :)

Sevgiler.

Yasemin dedi ki...

bu görseller yeniii!!! vee çook güzeller!!!

picassoserdar dedi ki...

patlıcanın yaraları azdırdığını damarları büzdüğünü ve depresyona yol açtığını düşünüyorum.tabiatta hiç birşey gereksiz değildir ,zakkumda gereksi değildir fakat yiyen ölür.herşeyin bir hikmeti olması ,hikmeti olan şeyi miğdeye indirmemizi gerektirmez.hiç bir canlı(insan hariç) patlıcan yemez.hayvanlar bizim için ibretlikdir,programlanmış,ard niyetsiz en doğal hareket eden ,dolayıyle bizlere en doğru fikirleri verecek canlılardır.insandan başka hiç bir canlının patlıcan yememsinde mesaj gizlidir bence.patlıcan kanı bozar,srı ve siyah yapar,kanser yapar,cilti karartır,cüzzama,tümörlere neden olur.dileyen yer dileyen yemez.tercih meselesi tabiiki.
adanada patlıcan tüketimin arttığı yaz aylarında cinayetlerin artması tesadüf değildir.patlıcan içimizdeki şeytanı harekete geçirir.sufiler ruhun yükselmesi için patlıcan yemeyip eti azaltırlardı. veya et hiç yemezlerdi.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin